Fiziksel Etmenler

From OSHWiki
Jump to: navigation, search

Paul Pitts, İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı, İngiltere

Çevirenler: Ömer Doğru*, Barış Konuklar*, Damla Savaş*, Fatma Taştan*, Abdulkadir Aslantaş*

*AÇSH Uzmanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanlığı

Giriş

“Fiziksel Etmenler” terimi, işçilerde yaralanma veya hastalığa neden olma yeteneğine sahip bir grup enerji kaynağını tanımlamak için yaygın olarak kullanılır. Fiziksel etmenlerin örnekleri arasında gürültü, titreşim, elektromanyetik radyasyon, elektrik ve sıcaklığın aşırı uçları sayılabilir.

Bu değerlendirme makalesi, çeşitli fiziksel etmenleri tanıtmakta ve ajanlar kaynaklı çalışanları etkileyen riskleri, bu risklerin nasıl kontrol edilebileceğini kısaca tartışmakta ve Avrupa genelinde işçileri etkenlerden korumayı amaçlayan Avrupa Direktiflerini belirlemektedir. Fiziksel etmenlerle ilgili ayrıntılı makalelerle ilgili linkler verilmiştir.

Avrupa mevzuatı

Avrupa'da, işyerinde birçok fiziksel etkene maruz kalmanın getirdiği riskler Avrupa Direktifleri ile kontrol edilmiştir. Avrupa Direktifleri, Üye Devletlerin ulusal mevzuata uymaları gereken asgari çalışan koruma seviyelerini tanımlar. Üye Devletler, Direktiflerde belirtilenden daha yüksek koruma seviyeleri tanımlayabilir ve genellikle ulusal mevzuatın yürürlüğe girmesi Direktifin yayınlanmasından itibaren 3 yıl alabilir.

Bazı etmenler, (özellikle fiziksel etmenlerle ilgili olan bir dizi) Direktif kapsamında olsa da, diğerleri bu dizinin dışındaki Direktifler ile ele alınır, bakınız Tablo 1.

Tüm etmenler Avrupa Direktifleri kapsamına girmez. Maruziyet rehberliğinin mevcut olduğu yerlerde bunlar normal olarak Ulusal veya Uluslararası Standartlarda veya diğer iş sağlığı ve güvenliği kılavuzlarında tanımlanmıştır.

Fiziksel Etmen Direktif
Fiziksel Etmenler (Gürültü) 2003/10/EC[1]
Fiziksel Etmenler (Titreşim) 2002/44/EC[2]
Fiziksel Etmenler (Yapay Optik Radyasyon) 2006/25/EC[3]
Fiziksel Etmenler (Elektromanyetik Alanlar) 2013/35/EU[4]
İyonlaştırıcı Radyasyon 2013/59/EURATOM[5]
Elektrikli Ekipman 2014/35/EC[6]

Tablo 1. Fiziksel Etmenlerle İlgili Avrupa Direktifleri. Kaynak: Pitts, Kudász

Fiziksel Etmenler

Gürültü

Düzenli olarak yüksek seviyede gürültüye maruz kalma veya çok yüksek derecede darbeli gürültü veya patlayıcı gürültü işitme kaybına veya kulak çınlaması gibi diğer zararlara neden olabilir. Hem işitme kaybı hem de kulak çınlaması, günlük yaşam üzerinde önemli bir etkiye sahip olan onarılamaz durumlardır.

İşyerindeki gürültü, çalışanların hareketli makine gürültüsü ve alarmları gibi uyarı seslerini duyamadıkları güvenlik riskleri de yaratabilir. Bu koşullar; gürültülü iş yerlerinde, özellikle işçilerin işitme koruması kullanması gerektiği ve bireysel işçilerin işitme kaybından muzdarip olduğu durumlarda kolayca oluşabilir.

Gürültü, mümkün olan yerlerde kaynağında ortadan kaldırılmalı veya risklerin en düşük olduğu seviyelere düşürülmelidir. Günlük maruziyet ve en yüksek gürültü eylem seviyeleri ve sınır değerleri, çalışanların korunmasını sağlamak için uygun gürültü seviyelerinde uygun işlemlerin yapılmasını sağlamak için Fiziksel Etmenler (Gürültü) Direktiflerinde[1] verilmiştir.

Kişisel işitme koruması, diğer kontroller maruziyetleri yeterince azaltamadığında kullanılır. İşitme koruması, çalışanı izole etmeden (ki bu güvenliği tehlikeye atabilir) gürültü maruziyetlerini mümkün olduğunca azaltmak için seçilmelidir.

Avrupa Makine Güvenliği Direktifi[7], işyerinde kullanılacak gürültülü ekipmanların, işverenlere daha düşük gürültülü makineler seçmelerini sağlayacak gürültü emisyonu bilgisi sağlamasını gerektirir. Gürültü emisyon değerleri, operatör konumlarındaki gürültü seviyeleri ve (gürültülü makineler için) ses gücü seviyelerinde değerler sağlar.

Titreşim

El-Kol Titreşim

Çalışanlar; elde taşınan, elle yönlendirilen veya elle beslenen titreşimli el aletleri kullanırken el-kol titreşimine maruz kalır. El-kol titreşimi riski, pek çok sanayi kolunda çalışan ve çok çeşitli türlerdeki elektrikli el aletlerini kullanan çalışanlar için söz konusu olabilmektedir. Bununla birlikte, el-kol titreşimine en çok; ağır çelik işlerinde kullanılan taşlama makinelerinde, ormancılıkta ve fidan yetiştiriciliğinde kullanılan elektrikli testerelerde ve diğer aletlerde, inşaatlarda ve yol yapımında kullanılan beton kırıcılarda ve taş işçiliğinde kullanılan yontma çekiçlerinde rastlanır.

Düzenli olarak el-kol titreşimine uzun süre maruz kalmak, elde ve kolda bulunan damarlarda, sinirlerde ve kas-iskelet sisteminde bozukluklara neden olabilir. Bu bozukluklar genel olarak “El-Kol Titreşimi Sendromu” olarak adlandırılır. Kalıcı ve büyük ölçüde geri döndürülemez olan bu bozuklukların, günlük yaşam üzerinde önemli etkileri olabilir. Bu bozukluklara sahip kişiler, nesneleri elleriyle ve parmaklarıyla düzgün şekilde hissedemez ve oynatamaz. Gazete okumak, yiyecekleri kesmek veya giysileri giyip çıkarmak gibi basit günlük işleri bile güçlükle yaparlar.

Titreşimli el aletlerinin kullanımının Karpal Tünel Sendromu’na yol açabileceğini öne süren çeşitli bilimsel araştırmalar bulunmaktadır. Ne var ki, yapılan tüm araştırmalar bu iddiayı destekler nitelikte değildir[8]. Bazı çalışmalar; bedenin, bu tür araçları kullanırkenki duruşunun etkisinin, titreşimin etkisine göre daha öncelikli bir neden olduğunu iddia etmektedir.

El-kol titreşimi, mümkünse kaynağında yok edilmelidir veya risk en düşük seviyeye kaynağında düşürülmelidir. Çalışanları korumak ve belirli bir maruziyet düzeyine erişildiğinde önlem alabilmek için, dikkate alınması gereken günlük el-kol titreşimine maruz kalma eylem değerleri ve sınır değerleri, Fiziksel Etmenler (Titreşim) Yönergesi’nde[2] verilmiştir. İşverenlerin ayrıca, el-kol titreşiminin yanı sıra, kollardaki kas-iskelet sistemi bozukluğu risklerini de dikkate alması gerekebilir. Tıpkı “El-Kol Tireşimi Sendromu” gibi, kas-iskelet sistemi bozuklukları da elde taşınan aletlerin kullanımıyla ilişkilendirilebilir. Ancak; bedenin uygunsuz duruşu, tekrarlı hareketler ve büyük kuvvetlere maruz kalma gibi etmenlerden kaynaklanırlar.

Diğer titreşim kontrol yöntemleri, maruz kalınan titreşimi yeterince azaltamazsa, titreşim kaynaklı hasarların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla, her bir çalışanın maruz kalma süresinin sınırlandırılması gerekebilir.

“CE” işaretli titreşim önleyici eldivenler piyasada mevcuttur. Ne var ki, titreşim önleyici eldivenler, maruz kalınan titreşimi genellikle azaltmaz ve işverenler, eldiven giyilmiş hâldeyken maruz kalınabilecek titreşim miktarını belirleyebilmek için gerekli bilgilere sahip değildir. Elleri sıcak tuttukları için ve iyi bir kan dolaşımına yardımcı oldukları için eldiven giymek yararlıdır. Bununla birlikte, bu yararlar, sıradan iş eldivenleriyle de eşit seviyede sağlanabilir.

Avrupa Makine Güvenliği Yönergesi’ne[7] göre, iş yerinde kullanılacak makine teçhizatları, işverenlerin daha düşük titreşimli makineler seçmelerini sağlayabilmesi için, el-kol titreşimi emisyon değerleriyle birlikte tedarik edilmelidir. El-kol titreşimi emisyon değerleri aynı zamanda, müşterilerin, iş yerindeki olası maruziyet değerlerini tahmin etmelerini ve böylece, çalışanların karşılaşacağı olası riskleri belirlemelerini sağlar.

Tüm Vücut Titreşimi

Çalışanlar, titreşimli makinelerin üzerinde otururken veya ayakta dururken tüm vücut titreşimine maruz kalır. Tehlikeli maruziyet seviyeleri genellikle; tarımda, ormancılıkta, madencilikte ve taş ocakçılığında kullanılan arazi taşıtlarında ve açık denizde kullanılan küçük ve hızlı teknelerde gözlemlenir. Forklift ve vinç benzeri araçlar, hatta kamyon ve otobüs gibi karayolu taşıtları da yüksek düzeyde tüm vücut titreşimine neden olma kabiliyetine sahiptir.

Tüm vücut titreşimi şoklarının, toplam riskler içinde önemli bir yer tuttuğu düşünülmektedir. Bu nedenle, Fiziksel Etmenler (Titreşim) Yönergesi[2], üye devletlerin, tüm vücut titreşimi konusundaki maruziyeti, “karelerin ortalamasının karekökü” (R.M.S.) yöntemiyle hesaplanan günlük titreşim maruziyeti değerleriyle veya titreşim şoklarına karşı daha duyarlı olan “titreşim dozu değeri” (V.D.V.) ile belirlemesine izin verir.

Tüm vücut titreşim maruziyeti, sırt ve kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açsa da, özellikle vücudun uygunsuz duruşu veya teçhizatın elle kullanımı söz konusuysa, bel ağrılarının ve sakatlanmaların öncelikli nedenidir.

Tüm vücut titreşimi, mümkünse kaynakta yok edilmeli veya risklerin en düşük olduğu seviyelere düşürülmelidir. Çalışanları korumak ve belirli bir maruziyet düzeyine erişildiğinde önlem alabilmek için, dikkate alınması gereken günlük tüm vücut titreşimine maruz kalma eylem değerleri ve sınır değerleri, Fiziksel Etmenler (Titreşim) Yönergesi’nde[2] verilmiştir.

Tüm vücut titreşimi maruziyetinin azaltılması çoğu zaman, iş için uygun aracı seçerek, yol yüzeylerini iyileştirerek, araçları düşük hızlarda kullanarak ve süspansiyon sistemlerini değiştirerek gerçekleştirilebilir. Sanayide kullanılan araçlardaki titreşim maruziyetini azaltmak için süspansiyonlu koltuk kullanmak, sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.

Avrupa Makine Güvenliği Yönergesi’ne[7] göre, iş yerinde kullanılacak makine teçhizatları, işverenlerin daha düşük titreşimli makineler seçmelerini sağlayabilmesi için, tüm vücut titreşimi emisyon değerleriyle birlikte tedarik edilmelidir.

Optik Radyasyon

Doğal Optik Radyasyon

Doğal optik radyasyona (güneş ışığına) maruz kalmak, dış mekan çalışanları için bir risktir. Cildin güneş ışığında UV radyasyonuna aşırı derecede maruz kalması cilt kanserlerine ve göz hasarına neden olabilir. Aşağıda uzun süreli dış alan işlerini içeren risk altındaki meslekler listelenmektedir:

  • İnşaat, yol bakımı ve yapımı
  • Tarım, bahçecilik ve ormancılık
  • Posta ve teslimat hizmeti
  • Denizcilik faaliyetleri (örneğin: kıyı içi ve kıyı dışı yelken, balık yetiştiriciliği, balıkçılık)
  • Cam temizliği
  • Atık toplama
  • Hobi faaliyetleri çalışanları (örneğin: golf sahası çalışanları, açık havuz görevlileri, plaj çalışanları)

Çalışanlar,  cilt hasarının bir işareti olan cilt kızarıklığından (eritem) (erken güneş yanığı belirtisi) korunmak için güneş ışığına uzun süre maruz kalmaktan kaçınmalıdır.

Riskleri en aza indirmenin basit yolları:

  • Gölgeli yerlerde ara verin
  • Vücudun, sırt ve boyun gibi hassas bölgelerini uygun UV koruyucu giysiler kullanarak örtün.
  • Güneşe maruz kalan cilt üzerinde güneş kremi kullanın

Hem işte hem de diğer zamanlarda dikkatli olmak önemlidir. Bronzlaşmaya çalışmayın; bronzlaşmak iyi görünebilir ancak cildin hasar gördüğünün işaretidir.

Doğal optik radyasyonun kontrolü AB Direktiflerine dahil değildir. Bununla birlikte, dış mekan çalışanları için güneş ışığından korunma konusunda genel tavsiye, örneğin HSE INDG337[9] ve HSE INDG147[10] standartlarında mesleki sağlık uzmanları tarafından belirtilmiştir.

Yapay Optik Radyasyon

Yapay optik radyasyona maruz kalma,  güneş ışığı hariç,  tüm yapay kaynaklardan yayılan ışıktan, yani görünür, ultraviyole, kızılötesi ve lazerler gibi her türlü formda ortaya çıkabilir. Yapay optik radyasyona maruz kalmanın etkileri, esas olarak cildi ve gözleri etkileyen, hem akut hem de kronik olabilir.

Cildin etkilendiği yerlerde, kızarıklık (eritem), kabarma ve yanmaların kısa süreli etkileri oluşabilir. Uzun süreli maruz kalma cilt yaşlanmasına (elastoz) ve cilt kanserine neden olabilir. Gözler için başlıca hasarlar, kornea iltihabı  (fotokeratit), retina hasarı, kornea yanıkları, retina yanıkları, katarakt, göz kapaklarını ve göz yuvasını (fotokonjonktivit), kaplayan konjonktiva iltihabını içerebilir.

Işık kaynaklarının çoğunluğu (örneğin, tavan ve görev aydınlatması, bilgisayar ekranları ve fotokopi makineleri) uygun şekilde kullanıldığında güvenlidir (örneğin, difüzörlerle donatılmış flüoresan lambalar). Bununla birlikte, bazı kaynaklar kontrol edilmesi gereken bir risk oluşturabilir (örneğin kaynak, plazma kesimi, mürekkeplerin ve boyaların UV ile kürlenmesi).

İşçilerin radyasyona maruz kalması, düşük emisyonlu ekipman seçerek, erişimi kısıtlayarak ve ekranlar kullanarak kontrol edilmelidir. Maruziyet sınır değerleri, işçilerin korunmasını sağlamak için uygun maruz kalma seviyelerinde uygun önlemlerin alınmasını sağlamak için Fiziksel Etkenler (yapay optik radyasyon) Yönergesi’nde[3] [Physical Agents (artificial optical radiation) Directive] verilmiştir. Maruziyet sınırları, dalga boyuna, risk altındaki vücut kısmına ve maruz kalma süresine bağlıdır. Limit değerler; ışınım (bir yüzeyde meydana gelen metrekare başına yayılan güç, W / m²), parlaklık (belirli bir açıda bir yüzeyde yayılan güç, W / m² / sr) veya radyant maruziyet (zamanla ışınımın integrali, yani bir yüzeyde meydana gelen metrekare başına radyan enerji, J / m²) açısından tanımlanır.

Diğer kontroller maruziyeti yeterince kontrol edemiyorsa, çalışanların cildin maruz kalan bölgelerini örtmek ve gözleri korumak için koruyucu elbise giymeleri gerekecektir. Normalde bu, eldiven, gözlük veya yüz siperi takmak anlamına gelir. Göz  koruyucuları, çalışanın maruz kaldığı radyasyonun dalga boyuna uygun olmalıdır.

Lazerler

Lazerler, çalışanlar için belirli risklere yol açan, bir tür yapay optik radyasyon alt grubudur. Göz yaralanmaları, düşük güçlü lazerlere kısa süreli maruz kalma nedeniyle ortaya çıkabilir ve yüksek güçlü lazerler de cildi yakabilir. Yüksek güçlü lazer ışınlarının bir yüzeyden dağınık yansıması göz için tehlikeli olabilir. Lazerler, tıp ve eğlence de dâhil olmak üzere çok çeşitli alanlarda kullanılır.

Çalışanları korumak ve belirli bir maruziyet düzeyine erişildiğinde önlem alabilmek için, dikkate alınması gereken maruziyet sınır değerleri, Fiziksel Etmenler (Yapay Optik Radyasyon) Yönergesi’nde[3] verilmiştir. Maruziyet sınır değerleri; dalga boyuna, maruz kalma süresine ve vücudun lazere maruz kalan bölümüne bağlı olarak değişir. Sınır değerler, ışıma (bir yüzeyde meydana gelen, metrekare başına, W/m²) veya ışıma maruziyeti (ışımanın zamana göre integrali; yani, bir yüzeyde meydana gelen, metrekare başına ışıma enerjisi, J/m²) birimlerinden biriyle verilir.

Lazerlerden kaynaklanan riskler; ışınların izleyeceği yolun özenle seçilmesi, istenmeyen yansımalardan kaçınılması ve uygun koruyucu gözlüklerin kullanılması ile önlenebilir. Yüksek güçlü lazerlerde, uygun eğitime sahip çalışanların erişimini sağlamak ve istemeden çalıştırmayı önlemek amacıyla, açma kapama anahtarları ve güvenlik kilitleri zorunludur. Farklı lazer ürünleri için uygun denetleme sistemlerinin belirlenmesi amacıyla, lazerlerde güvenlik sınıflandırmaları oluşturulmuştur. Lazerler, EN 60825-19’deki[11] Tablo 2’de belirtildiği üzere, 7 ayrı sınıfta tanımlanmıştır. Lazer güvenliği ile ilgili daha fazla öneri için,[12]’ye bakınız.

Sınıf Tehlike Uyarı Mesajı*
Sınıf 1 Öngörülebilir koşullar altında güvenlidir.

(Not: Kullanım sırasında, tehlike potansiyeli olan ışımaya maruz kalınmayan, tamamen kapalı ortamda çalışan yüksek güçlü lazerler, Sınıf 1 lazerlere dâhildir.)

-
Sınıf 1M Büyütücü mercekler kullanılmıyorsa, çıplak göz için güvenlidir. Optik cihazlar kullanarak doğrudan bakmayınız.
Sınıf 2 Kısa süreli maruziyetler için güvenlidir

(0,25 saniyeden kısa). Göz kırpma refleksi gözü korur.

Işına doğrudan bakmayınız.
Sınıf 2M Kısa süreli maruziyetler için güvenlidir

(0,25 saniyeden kısa). Büyütücü mercekler kullanılmıyorsa, göz kırpma refleksi gözü korur.

Işına doğrudan veya optik cihazlar kullanarak bakmayınız.
Sınıf 3R Dikkatli taşınırsa güvenlidir. Dikkatli taşınmazsa tehlikeli olabilir. Göz kırpma refleksi sayesinde ve kızılötesi nedeniyle ısınan korneaya bedenin verdiği doğal tepki sayesinde risk azalır. Göze doğrudan temas etmesinden kaçının.
Sınıf 3B Doğrudan bakmak tehlikelidir. Işın açıkta ise, koruyucu gözlük kullanılmalıdır. Tehlikeli lazere erişimi engellemek için güvenlik kilidi kullanılmalıdır. Işına maruz kalmaktan kaçının.
Sınıf 4 Cildi yakabilir ve gözde kalıcı hasara yol açabilir. Sınıf 4 lazerleri yangın tehlikesine de yol açar. Tehlikeli lazere erişimi engellemek için elle açılıp kapanabilen güvenlik kilidi kullanılmalıdır. Doğrudan veya saçılımlı gelen ışınların göze veya cilde temas etmesinden kaçının.
* Uyarı mesajları, lazer ürünlerinin etiketinde, "lazer ışını" ve lazer sınıfı ibareleriyle birlikte aşağıdaki biçimde yer alır:

                                                                    LAZER IŞINI

                                                                    Uyarı mesajı

                                                            SINIF x LAZER ÜRÜNÜ

Lazer sınıfına ve ışının açıkta olup olmamasına bağlı olarak daha kapsamlı etiketler gerekebilir.

Tablo 2. EN 60825-1 Lazer Sınıflandırması[11]

Elektromanyetik Alanlar

Elektromanyetik alanlar (EMA) elektrik enerjisi kullanıldığında ortaya çıkmaktadır. İş yerindeki EMA kaynaklarının çoğu, zararsız olarak kabul edilebilecek alan kuvvetleri üretmesine rağmen; kaynak, radyofrekans ısıtma ve kurutma gibi iş süreçlerinden, yüksek alanlı manyetik rezonans görüntüleme tarayıcılarından ve radyo, TV ve telekomünikasyon yayın direklerinden zararlı elektromanyetik alanlar meydana gelmektedir. Çalışanların yüksek düzeyde elektromanyetik alana maruz kalması, elektromanyetik radyasyonun sıklığına bağlı olarak çeşitli sağlık etkilerine yol açmaktadır. Düşük frekanslarda vücudun merkezi sinir sistemi etkilenirken, yüksek frekanslarda sıcaklık etkileri meydana gelebilmektedir. Meydana gelen bu akut sağlık etkileri son derece nadir görülmekte,  çoğu günlük çalışma koşullarında ortaya çıkmamaktadır.

Fiziksel Etmenler (Elektromanyetik Radyasyon) Direktifi çalışanların elektromanyetik alanlardan uygun şekilde korunmasını sağlamak amacıyla 2004 yılında yayınlanmıştır. Ancak, bu direktifin uygulanması AB Üye Devletleri tarafından ifade edilen endişelerin ardından ertelenmiştir. Revize edilen direktifin hükümleri, üye devletlerin mevzuatında 1 Temmuz 2016 tarihine kadar yerine getirilmek zorundaydı.

İyonlaştırıcı Radyasyon

İyonlaştırıcı radyasyon, elektromanyetik ışınlar (X ışınları veya gamma ışınları) veya taneciklerdir (alfa ve beta tanecikleri). İyonlaştırıcı radyasyon, radon gazı gibi doğal radyoaktif maddelerin radyoaktif bozunması kaynaklı doğal bir biçimde de meydana gelebilmektedir, yapay olarak da üretilebilmektedir. İyonlaştırıcı radyasyonun tıp, araştırma, mühendislik, inşaat ve nükleer enerji üretiminde bulunan işyerlerinde birçok uygulaması vardır.

İşyerinde, iyonlaştırıcı radyasyon çalışanların sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Düşük seviyede iyonlaştırıcı radyasyona uzun süre maruz kalan çalışanlarda, kanser ve DNA mutasyonu riski bulunmaktadır. Yüksek radyasyona maruz kalma seviyesi ise radyasyon hastalığına ve yanıklarına neden olmaktadır.

Maruziyet sınır değerleri, çalışanların korunmasını sağlamak ve uygun maruz kalma seviyelerinde uygun önlemlerin alınmasını sağlamak amacıyla iyonlaştırıcı radyasyon EURATOM Direktifi[5] 'de verilmiştir. Çoğu Avrupa ülkesinde, çalışanların maruziyet sınır değeri, yılda 20mSv olarak belirlenmiştir. Çıraklar, hamile çalışanlar ve çalışma faaliyetlerinden etkilenen halkın üyeleri için önemli ölçüde daha düşük doz sınırları tanımlanmıştır.

İyonlaştırıcı radyasyon içeren iş aktivitelerinden çalışanların ve diğerlerinin korunması, aşağıda belirtilen sistemler vasıtasıyla kontrol edilmektedir:

  • Tehlikeli faaliyetlerin bildirilmesi ve yetkilendirilmesi,
  • Alınan dozun sınırlandırılması ve izlenmesi,
  • Çalışma alanlarının sınıflandırılması ve çizilerek anlatılması,
  • Çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitimi,
  • Maruziyet yaşayan çalışanların tıbbi gözetimi

Termal Riskler

Sıcak ve soğuk ortamlarda rahatsız çalışan kişilerin karar alma ve/veya manuel görevleri gerçekleştirme yeteneklerinin kötüleştiğinden güvenli olmayan davranışlar göstermeleri daha olasıdır. Vücudun iç sıcaklığını kontrol etme araçları bozulmaya başladığında ısı stresi ortaya çıkar.

Hava sıcaklığını kontrol etmenin yanı sıra çalışma sırasındaki iş oranı, nem ve kıyafet gibi faktörlerin göz önüne alınması termal rahatsızlıktan ve ısı stresi oluşumundan kaynaklanan riskleri minimize etmeye yardımcı olabilir.

İşyerindeki termal risklerin kontrolü herhangi bir özel AB Direktifinde yer almamakla birlikte bu tür riskler “Çerçeve Direktif” (89/391/ EEC) genel hükümleri kapsamındadır ve değerlendirmeleri ve yönetimi konusunda daha fazla materyal ISO Standartları serisinde mevcuttur. Bu standartlar sıcak ve soğuk ortamlarla ilişkili sağlık riskleri yanında termal konforu da kapsar. Ayrıca termal tehlikelere karşı korunma için kıyafetler hakkında özel bilgiler ve iş sağlığı otoritelerinin çalışanların termal risklerden korunmalarına yönelik genel tavsiyeleri mevcuttur, örneğin HSE’s GEIS[13].

Elektrik

Elektrik hem evde hem de işte günlük yaşamın bir parçasıdır ancak elektrik insanları öldürebilir veya ciddi şekilde yaralayabilir ve mülke zarar verebilir. Hem alternatif akım (AC) hem de Doğru Akım (DC) elektrik kaynakları aşağıdaki gibi yaralanmalara neden olabilir: elektrik çarpması, elektrik yanığı ve termal yanmalar gibi güvenlik tehlikesi oluşturabilecek kas kontrolü kaybı.

Ölümcül olmayan şoklar bile ciddi ve kalıcı yaralanmalara neden olabilir. Örneğin, hatalı ekipmanlardan kaynaklanan şoklar merdivenlerden, iskelelerden veya diğer çalışma platformlarından düşmelere neden olabilir. Elektrik kullananlar veya elektrikle çalışanlar risk altında olan tek kişiler olmayabilir; kötü elektrik tesisatı ve hatalı elektrikli ev aletleri yangına neden olabilir, bu da başkalarının ölümüne veya yaralanmasına neden olabilir. Bu kazaların birçoğu dikkatli planlama ve anlaşılır, basit önlemler ile önlenebilir.

Çalışanların elektrik tehlikelerinden korunması öncelikle Elektrikli Ekipman Direktifi [6] kapsamındadır. Risklerin kontrolü; elektrik tesislerinin tasarımı, montajı, tadilatı ve onarımının uygun eğitim ve yetkinliğe sahip kişilerce yapılmasını sağlamakla başlar. Erişimin uygun şekilde kontrol edilmesini sağlamak için kilitler ve devre kesiciler gibi mühendislik kontrolleri gerekir ve arıza durumunda sistemler güvenli olmaz. Bununla beraber bu kontrollerin hasar veya su ile kirlenme belirtileri için basit rutin kontrollerle birlikte yapılması gerekir.

Özet

“Fiziksel Etmenler” terimi, çalışan üzerinde çeşitli olumsuz sağlık ve güvenlik etkilerine neden olan bir dizi etmen için kullanılabilir. Etmenler tümü için olmasa da, endüstri kategorilerindeki çalışanlar için risk oluşturabilir. Birçok etmen için işverenlere Avrupa Direktifleri yoluyla işyerindeki maruziyeti kontrol amaçlı yasal görevler verilmiştir.

Fiziksel etmenler sağlık ve güvenlik riskleri çeşitlidir ancak bu riskler kontrol edilebilir. Maddelere genel olarak uygulanabilecek temel kontrol ilkeleri şunlardır: Kaynaktaki emisyonların ortadan kaldırılması veya azaltılması, bariyerler, yalıtkanlar veya emiciler kullanılarak iletilen enerjinin azaltılması, maruz kalma sürelerinin yönetilmesi ve koruyucu giysi kullanımı. Bu kontrol önlemlerine ek olarak, makine kullanıcıları için bilgi, talimat ve eğitim ve sağlık gözetimi fiziksel etmenler kaynaklanan risklerin yönetiminde başarılı programların önemli bileşenleridir.

Kaynaklar



  1. 1.0 1.1 2003/10/EC sayılı Çalışanların Gürültüden Kaynaklanan Risklere Maruziyetine İlişkin Asgari Sağlık ve Güvenlik Yükümlülükleri Hakkında Konsey Direktifi, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi L 42, 15 Şubat 2003.
  2. 2.0 2.1 2.2 2.3 2002/44/EC sayılı Çalışanların Titreşimden Kaynaklanan Risklere Maruziyetine İlişkin Asgari Sağlık ve Güvenlik Yükümlülükleri Hakkında Konsey Direktifi
  3. 3.0 3.1 3.2 2006/25/EC sayılı Çalışanların Yapay Optik Radyasyondan Kaynaklanan Risklere Maruziyetine İlişkin Asgari Sağlık ve Güvenlik Yükümlülükleri Hakkında Konsey Direktifi, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi L 114, 27 Nisan 2006.
  4. 2013/35/EU sayılı Çalışanların Elektromanyetik Alanlardan Kaynaklanan Risklere Maruziyetine İlişkin Asgari Sağlık ve Güvenlik Yükümlülükleri Hakkında Konsey Direktifi, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi L 179/1, 29 Haziran 2013.
  5. 5.0 5.1 2013/59/Euratom sayılı İyonlaştırıcı Radyasyona Maruziyetten Kaynaklanan Tehlikelere İlişkin Temel Güvenlik Standartları Hakkında Konsey Direktifi, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi L 13/1, 17 Ocak 2014.
  6. 6.0 6.1 2014/35/EU sayılı Belirli Voltaj Sınırlarında Kullanılmak Üzere Tasarlanan Elektrikli Ekipman Pazarında Mevcut Bulunmaya Ilişkin Üye Devletlerin Yasalarının Uyumlaştırılmasına Hakkında Konsey Direktifi, 26 Şubat 2014.
  7. 7.0 7.1 7.2 2006/42/EC sayılı Makineler Hakkında Konsey Direktifi, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi L 157, 9 Haziran 2006.
  8. Kozak A, Schedlbauer G, Wirth T, Euler U, Westermann C, Nienhaus A. İşe bağlı biyomekanik risk faktörleri ile karpal tünel sendromu oluşumu arasındaki ilişki: sistematik derlemelere genel bakış ve güncel araştırmaların meta-analizi. BMC Kas İskelet Sistemi Hastalıkları (2015) 16:231
  9. Güneşten korunma - Dış mekan işçileri işverenleri için tavsiyeler”, HSE INDG337 04/01 HSE Kitapları.
  10. Başını korumaya devam - Güneşte çalışmalarda sağlık riskleri' INDG147 (rev1) 03/07, HSE Kitapları
  11. 11.0 11.1 EN 60825-1: 2007 Lazer ürünlerin güvenliği - Bölüm 1: Ekipman sınıflandırması ve gereklilikleri (IEC 60825-1: 2007) ’, Avrupa Elektroteknik Standardizasyon Komitesi, 2007.
  12. Lazer radyasyonu: güvenlik önerileri https://www.gov.uk/government/publications/laser-radiation-safety-advice/laser-radiation-safety-advice
  13. “İşyerinde sıcak stresi. Bir işveren olarak bilmeniz gerekenler”, HSE Bilgi Formu GEIS1 08/03.

Contributors

Palmer