Hamile ve Yeni Doğum Yapmış Anneler

From OSHWiki
Jump to: navigation, search

Mark Liddle, Health & Safety Laboratory, UK

Çeviri: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (AÇSHB), Ankara/Türkiye

Hamile ve Yeni Doğum Yapmış Anneler İş Başında

Bu makalede, hamile ve yeni doğum yapmış anneler; hamile olan veya son 6 ay içinde doğum yapmış veya emziren işçileri ifade etmektedir. Hamile ve yeni doğum yapmış anneler toplumda ve birçok çalışma organizasyonunda hayati bir rol oynar. Hamile kalmak ve doğum yapmak, bir kadının iş görevlerini olağan şekilde yerine getirme yeteneğini engelleyebilen veya engellemeyen fizyolojik ve duygusal değişikliklere neden olur. Ayrıca, bazı iş faaliyetleri /süreçleri anne ve /veya bebeğin gerçekten zarar görme riskini içerebilir.

İşi ile ilişkili tehlikeleri sistematik olarak belirlemek ve hamile ve yeni doğum yapmış anneler ve bebekleri de dahil olmak üzere etkilenebilecek herkese zarar verme riskini en aza indirmek için gerekli kontrollerin yapılmasını sağlamak işverenin sorumluluğundadır [1] [2] [3]. Bu makalede, işverenlerin anne adayı veya yeni doğum yapmış anne olan çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak için dikkate alması gereken bazı faktörler açıklanmaktadır. Tıbbi tavsiyenin yerini alması amaçlanmamıştır.

Hamile ve Yeni Doğum Yapmış Anneler İçin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Etkileri

Hamile ve yeni doğum yapmış anneler bir risk grubu olarak kabul edilir, yani işle ilgili yaralanmalara ve hastalığa ortalama bir çalışandan daha duyarlıdırlar [4]. Hamilelik sırasında çalışan kadınların, çalışmayanlara göre önemli ölçüde daha iyi veya daha kötü bir hamilelik sonucuna sahip olduğuna dair kanıt bulunmamasına rağmen, uzun saatler ve ağır iş yükleri gibi işle ilgili bazı faktörlerin, artan erken doğum riski ve düşük doğum ağırlığı riski ile ilişkili olduğunu gösteren kanıtlar vardır [5].

İnsan üremesi ve bunu olumsuz etkileyen işyeri faktörleri, öğrenilecek çok şeyin olduğu karmaşık bir alandır. Bununla birlikte, genellikle ‘üreme tehlikeleri’ olarak adlandırılan bir dizi faktör üreme problemleriyle ilişkilendirilmiştir. Üreme tehlikeleri, kadınların veya erkeklerin üreme sağlığını veya insanların sağlıklı çocuk sahibi olma yeteneğini etkileyebilecek maddeler veya ajanlardır. Bu tehlikeler çok çeşitli kimyasal, fiziksel ve biyolojik ajanları ve çeşitli iş süreçlerini veya çalışma koşullarını içerir. Kısırlık, düşük ve doğum kusurları gibi sorunlar, bu tehlikelere maruz kalmaktan kaynaklanabilir.

İşyerinde üreme tehlikelerine maruz kalma giderek artan bir sağlık sorunudur, ancak tehlikeler şu anda tıbbi ve bilimsel topluluklar tarafından tam olarak belirlenmemiştir. Hayvanlarda olumsuz üreme etkilerine neden olduğu bilinen 1000'den fazla işyeri kimyasalının çoğu insanlarda incelenmemiştir ve stres, gürültü ve vardiyalı çalışma gibi diğer işyeri tehlikelerinin etkisi de tartışmalıdır [5] [6]. Avrupa Parlamentosu 2011 yılında “En hassas çalışanlar için iş sağlığı ve güvenliği riskleri” [7] başlıklı bir rapor yayınladı. Bu rapor, çalışmanın kadın üreme sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin ek araştırmaların gerekli olduğu sonucuna vardı. Bu mevcut bilgi eksikliğine rağmen, üreme problemleriyle geniş ölçüde bağlantılı olan bir dizi işyeri tehlikesi vardır.

Tehlikeli maddeler

Zehirli kimyasallar gibi tehlikeli maddeler, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlığı bozabilir ve annenin vücuduna ve daha sonrasında plasenta yoluyla fetüsün vücuduna girebilir. Boyutu ve ağırlığı küçük olan ve detoksifiye etme kapasitesi sınırlı bir karaciğere sahip olan fetüs, toksinlere karşı özellikle savunmasızdır[5] [8]. Bu maddeler, karaciğer hasarına ve diğer doğum kusurlarına ve düşüklere neden olabilir.

Virüsler, mantar sporları ve bakteriler gibi biyolojik ajanlar da doğurganlığı bozabilir ve anneden fetüse benzer yıkıcı etkilerle geçebilir. Hamilelik sırasında kızamıkçık, su çiçeği, hepatit B ve toksoplazmoz gibi çeşitli enfeksiyonlar doğum kusurları ve düşüklerle ilişkilidir[5]. Hastanelerde, laboratuvarlarda, çocuklarla veya hayvanlarla çalışan kadınlar en çok risk altında olabilirler.

Maalesef birçok maddenin[5] üreme sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilimsel veri eksikliği vardır ve sonuç olarak, riskleri yönetmek için hangi önlemlerin alınması gerektiği konusunda kayda değer bir belirsizlik bulunmaktadır. Üreme tehlikesi olduğu bilinen maddeler, yalnızca hamile olduğu bilinen kişiler için değil, tüm personel için kontrol edilmelidir. Gelişmekte olan fetüs, muhtemelen kadının hamile olduğunu bilmediği, gebeliğin[5] ilk sekiz haftasında toksik kimyasallara karşı en hassas durumdadır. Dahası, kurşun gibi bazı maddeler bir çalışanın cildi, giysileri veya saçları aracılığıyla aile üyelerine ve temas edebilecekleri başkalarına üreme tehlikesi yaratacak miktarda istemeden taşınabilir[5].

Çalışanların çalışmaları sırasında maruz kalabilecekleri tüm kimyasal ve biyolojik ajanlar tanımlanmalı ve risk değerlendirmesi yapılmalıdır[1]. Üreme ve gelişimsel toksisite bilgileri Malzeme Güvenlik Veri Sayfalarında (MSDS) verilebilir, ancak bu tür bilgilerin olmaması, ajanın üreme sağlığı riski taşımadığı anlamına gelmez[5]. Genellikle, mevcut sınırlı bilgi nedeniyle, mesleki muhakeme gereklidir.

Ne yazık ki, muhtemel zararlı maddelerin geniş bir yelpazesi ve bunların insan üreme sistemini nasıl etkileyebileceğine dair mevcut bilgi seviyesinden dolayı, bu makalede, verilen her bir durumda yapılması gereken uygun yöntemin yazılması mümkün değildir. Bununla birlikte, bu bilgi eksikliği ve fetüsün toksinlere karşı savunmasızlığı, işverenlerin temkinli bir yaklaşım benimsemeleri için motivasyon olmalıdır.

Fiziksel riskler

İyonlaştırıcı radyasyon, kadınların ve erkeklerin doğurganlığı ve gelişen embriyo/ fetüs üzerinde zararlı etkilerinin olduğu bilinen bir fiziksel ajandır[9][10]. Radyasyon koruma mevzuatı gereğince alınması gereken radyasyondan korunma önlemleri, hamile ve yeni doğum yapmış annelerin kendileri ve bebekleri için yeterli koruma sağlayabileceği için onların radyasyon veya radyoaktif maddelerle yapılan tüm çalışmalardan kaçınmaları gerekmemektedir[9] [10]. Bununla birlikte, dozların olabildiğince düşük ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulmasına özen gösterilmelidir. Bir çalışanın yıllık dozu genellikle 1mSv ile 6mSv arasındaysa, bebeklerinin dozunun hamilelik süresi boyunca yılda 1mSv ile sınırlı olmasını sağlamak için önlem alınması önerilir[9]. Eğer maruziyetin yılda 6mSv'den fazla olması bekleniyorsa, hamilelik sırasında iş faaliyetlerinin kısıtlanması veya maruziyeti azaltmak için iş süreçlerinde değişiklik yapılması önerilir[9].

Titreşim, dikkat edilmesi gereken bir diğer fiziksel ajan olup, tüm vücut titreşimi düşük ve erken doğum ile ilişkilidir. Bu nedenle hamile kadınlar için yüksek seviyede titreşim ve/ veya uzun süreli maruziyetten kaçınmak önemlidir[11].

Hamile kadınların hiperbarik ortamlardan kaçınmaları da önemlidir, çünkü bunlar düşük doğum ağırlıkları, düşükler ve anormal kafatası gelişimi ve anormal uzuvlar gibi doğum kusurları da dahil olmak üzere bir dizi gelişimsel anormallikle ilişkilendirilmiştir[12]. Çalışmalar ayrıca hiperbarik maruziyet ve dekompresyon stresinin fetal kan akışını etkilediğini ve kan içinde kabarcıkların oluşmasına neden olabileceğini göstermiştir[13]. Bu durum anormal kalp atımlarına ve potansiyel olarak fetüsün sonlandırılmasına yol açabilir[12].

Isı stresi, hamile kadınlar için ısıya daha az toleranslı oldukları ve daha kolay bayılabilecekleri için bir sorun olabilir. Hamilelik sırasında bir kadının kan damarları genişler ve kan basıncı düşer. Isıya maruz kalma durumunda da aynı tepkiler olur. Bu nedenle, ısıya maruz kalma ile hamilelik birleştiğinde kan basıncı tehlikeli seviyelere düşebilir. Isıya maruz kalma aynı zamanda emzirmeye zarar verebilecek düzeyde sıvı kaybına da yol açabilir[14]. Hamile çalışanlar uzun süre işyerinde yüksek sıcaklıklara maruz bırakılmamalıdır. İşyerinin sıcaklığı düzenli olarak uygun seviyeleri aşıyorsa, bu işyerlerinde dinlenme tesislerine ve suya erişim sağlanmalıdır[14].

Psikososyal sorunlar ve stres

Hamilelik ve anneliğin erken dönemi oldukça zor bir süreç olup çalışanın olağan iş faaliyetleriyle.başa çıkma kapasitesini tehlikeye sokabilir. Bu durum, özellikle hamile ve yeni doğum yapmış anneler için strese neden olabilir. Yüksek tansiyon plasentaya kan akışını azaltabilir ve erken doğum veya düşük doğum ağırlıklarına neden olabilir[15]. Ayrıca tedavi edilmediği takdirde anne ve bebek için ciddi ve potansiyel olarak ölümcül komplikasyonlara yol açabilen preeklampsiye neden olabilir[16]. Stresin, annelerin doğum sonrası depresyon yaşama riskini daha da artırma ihtimali vardır[17]. Bu nedenle stres, sadece doğum sonrası yaşanan komplikasyonlara doğrudan katkıda bulunmakla kalmaz; ayrıca gebelikteki sağlığı ve doğum öncesi bakımı da engelleyebilir.

Hamile veya yeni doğum yapmış annenin her birinin kendine özgü kısıtları ve ihtiyaçları olacaktır. Her çalışanın  özel ihtiyaçlarını anlamak ve psikososyal sorunları ele almak ve  stresi en aza indirmek adına  uygun önlemleri almak için çalışanla diyalog kurmak önemlidir.

İş yaşam dengesi

Hamile ve yeni doğum yapmış anneler bazen ebeveynlik sorumluluklarını yerine getirirken iş yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanabilirler. Düzenli doktor randevularına gitmek, doğum için hazırlanmak ve çocuk bakımı sağlamak uzun zaman alır ve iş taahhütleri ile ters düşebilir. Esnek çalışma düzenlemeleri, iyi bir iş-yaşam dengesini, korumaya, stresi ve personel değişim oranını azaltmaya yardımcı olabilir[5].

İş yükü

Hamile ve yeni doğum yapmış anneler yorgunluğa karşı çok daha hassastırlar ve daha önce belirtilen psikososyal sorunlar her zamanki iş yükünü yönetme becerilerini engelleyebilir[18]. Uzun saatler ve ağır  iş yükü, erken doğum riski ve düşük doğum ağırlıkları ile ilişkilendirilmiştir[5]. Yorulma ve stres riskini azaltmak için iş yüklerinin değiştirilmesi gerekebilir. Bu durum, çalışma faaliyetlerini azaltmayı, çalışma saatlerini ayarlamayı/ azaltmayı, esnek çalışma saatleri sunmayı ve dinlenme sürelerini artırmayı içerebilir.

Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları (KİSR)

Gebe kadınlar hamilelik sırasında KİSR gelişmesi riskini artıran fizyolojik değişikliklere uğrarlar[19]. Hamilelik ilerledikçe, çalışma faaliyetlerinin ergonomisi (örneğin  yüklerin elle taşınması ve  çalışma duruşu ) riski artırabilir ve muhtemel KİSR gelişmesi riskine neden olabilir. Hamilelik sırasındaki hormonal değişiklikler kas gerginliğini artırabilir ve bağ dokunun yumuşamasına ve iltihaplanmasına neden olabilir[19]. Bu değişiklikler gebe kadınların KİSR geliştirme riskini daha da artırmaktadır. Hamilelikten birkaç ay sonrasına kadar hormon seviyeleri normale dönmeyeceğinden yeni doğum yapmış anneler de risk altındadır.

İşyerleri ve iş süreçleri, önemli bir risk oluşturmadığından emin olmak için ergonomik olarak değerlendirilmelidir. Mümkün olan yerlerde, hamile çalışanların ağır yük taşımalarına engel olmak için taşıma araçları kullanılmalıdır. Ayrıca, iş istasyonları ve süreçleri, çalışanların tekrarlı hareketler yapmaları, uzun süre hareketsiz durmaları veya bükülme ve uzanma vb. hareketler yapmaları gerekmeyecek şekilde ergonomik olarak tasarlanmalıdır [20]. Çalışma alanını değerlendirirken , hamile bir çalışanın hamilelik sırasında geçireceği fiziksel değişiklikleri dikkate almak önemlidir ve çeşitli aşamalarda bir dizi değişiklik yapmak gerekebilir.

Mevzuat ve yasal yükümlülükler

Hamile çalışanların ve yakın zamanda doğum yapmış veya emziren çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinde iyileşmeyi teşvik etmeye yönelik önlemlerin alınması hakkındaki 19 Ekim 1992 tarihli 92/85/EEC Konsey Direktifi (89/391/AET sayılı Direktifin 16 (1) Maddesi anlamında onuncu bireysel Direktif), hamile veya yeni doğum yapmış anne olan çalışanlar için özel hükümler içermektedir[21] [22]. Direktif, hamile ve yeni doğum yapmış annelerin sağlığı ve güvenliği için tehlikeli kabul edilen kimyasal, fiziksel ve biyolojik ajanlar ile endüstriyel süreçlerin değerlendirilmesi için bir dizi rehber sunmaktadır. Ayrıca fiziksel hareketler ve duruşlar, zihinsel ve fiziksel yorgunluk ve diğer fiziksel ve zihinsel stres türleri için de hükümler içermektedir. Direktifin Ek II'si, hamile ve yeni doğum yapmış anneler için tehlikeli kabul edilen ajanların ve çalışma koşullarının çok kapsamlı olmayan bir listesini sunmaktadır. Hamile ve emziren çalışanların bu ajanlara maruz kaldıkları takdirde hiçbir koşul altında çalışmak zorunda kalmayacakları belirtilmektedir. Bu ajanlar: su altı dalışları vb. yüksek basınç gibi fiziksel ajanlar; toksoplazma ve kızamıkçık virüsü gibi biyolojik ajanlar; kurşun ve kurşun türevleri gibi kimyasal ajanlar ve yeraltı madenciliği vb. gibi potansiyel olarak zararlı çalışma koşulları[22].

Direktif ayrıca doğum izni ve iş güvenliği ile ilgili hükümler de koymaktadır. Çalışanların hamilelikleri nedeniyle ve hamileliklerinin başlangıcından işten ayrılma süresinin sonuna kadar gerçekleşecek olan annelik dönemlerinde işten çıkarılmamaları gerektiğini belirtmektedir[22]. 2008 yılında, Direktifte yapılan bir değişiklik ile doğum izni hakkı 14 haftadan 18 haftaya çıkarılmıştır[23].

Kadın çalışanları hedef alan Avrupa Birliği (AB) İSG mevzuatı, şimdiye kadar çoğunlukla hamile ve emziren işçilere odaklanmıştır. Hem kadınlar hem de erkekler için doğurganlık, cinsel ve üreme fonksiyonlarına ilişkin riskler bir miktar göz ardı edilmiştir. Daha fazla kadın istihdamı hedefi; erken menopoz ve adet bozuklukları gibi kadınları etkileyen sağlık ve güvenlik konularının daha etkin bir şekilde ele alınması gereğinin altını çizmektedir[7].

Risk değerlendirmesi

İşveren, işleriyle ilgili sistematik olarak tehlikeleri tanımlamak , maruz kaldıkları riskleri değerlendirmek ve zarar olasılığını en aza indirmek için kontrol önlemleri uygulamak gibi yasal bir yükümlülüğe sahiptir[1] [2] [3] .Bu süreç, kuruluş içinde meydana gelebilecek herhangi bir tehlikeden etkilenebilecek herkesin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır. Özellikle iş süreçleri veya bir çalışanın koşulları değiştiğinde, örneğin hamile kaldığında, süreç yeniden gözden geçirilmelidir. Çoğu işyeri tehlikesi, tüm çalışanlar için geçerli olsa da, hamile ve yeni doğum yapmış anneler için zarar riski çok daha büyük olabilir ve fetüs/ bebeğin kendisi de risk altında olabilir.

Hamilelik sırasında hamile bir anne önemli fizyolojik değişikliklere uğrar ve fetüs çeşitli gelişim aşamalarından geçer. Hamileliğin ve erken anneliğin her aşaması, anne ve fetüs/ bebeğin sağlığını ve güvenliğini korumak için düşünülmelidir. Her hamilelik farklıdır ve bu nedenle her bireyin özel durumlarının dikkate alınması gerekir ve uygun olduğunda bir hekime danışılmalıdır.  İşveren ve çalışanın olası sorunları konuşması ve alınacak önlemler üzerinde anlaşması önemlidir.

Çalışma koşulları ve tesisleri

Hamile ve yeni doğum yapmış anneler için güvensiz olan çalışma koşullarının diğer çalışanlar için de güvensiz olması muhtemeldir ve bu nedenle tüm çalışanları korumak için harekete geçilmelidir. Bununla birlikte; hamile ve yeni doğum yapmış annelerin daha büyük yaralanma riski altında olabileceği düşünüldüğünde, iş faaliyetleri, ekipman ve tesislerin riskleri değerlendirirken, ek tedbirlerin alınması gerekli olabilir. Masa ve çalışma alanlarında hamile çalışanların nötr bir duruş sergilemelerine izin verilmesi, uzanma ve bükülme gibi zorlayıcı hareketlerin engellenmesi özellikle önemlidir[19] [20].

Yorgunluk, sabah bulantısı, doğum sonrası depresyon ve fiziksel zorlanmalar gibi sorunların ele alınmasına yardımcı olmak için mantıklı çözümler getirilmelidir  (örn. Esnek çalışma saatleri ve düşük iş yükü). Çalışanların doktor kontrolüne gitmeleri için zaman ayrılmalı, emzirenlerin sütlerini sağmaları için gerekli molalar verilmeli ve sütlerini saklamaları için ilgili tesisler sağlanmalıdır[5].

Bir kadının hamilelik sırasında geçirdiği fiziksel ve fizyolojik değişiklikler; kullandığı kişisel koruyucu ekipmanların (KKD) ve diğer işyeri ekipmanlarının, gerçekleştirdiği faaliyetlerinin ve bulunduğu tesislerinin uygunluğunu etkileyebilir. KKD vb.'nin amaca uygun olması ve çalışanları riske atmaması için bu değişikliklerin dikkate alınması önemlidir.

İşe dönüş ve diğer genel hususlar

Hamileliği takiben işe geri dönen çalışanlar, işe dönüşlerinde gerekli koşulların karşılandığından ve eğitim ve KKD ihtiyaçlarının karşılandığından emin olmak için değerlendirilmelidir. Çalışanın işyerine yeniden uyum sağlaması ve sürdürülebilir bir iş-yaşam dengesi oluşturmalarına izin vermek için geri dönüşü aşamalı hale getirmek genellikle uygundur. Süreçlerdeki değişikliklerden haberdar olmaları veya bilgilerini yenilemeleri için çalışanların eğitim almaları gerekli olabilir [5].

Sonuç ve iyi uygulama

Hamile ve yeni doğum yapmış annelerin İSG'sini korumak ve onlara iş güvenliği ve doğum izni sağlamak için yasal bir çerçeve mevcuttur. Ancak, bu mevzuat işverenlere yeterli İSG rehberliği sunmamakta ve spesifik İSG önlemleri açısından sınırlı bir etkisi bulunmaktadır.

Bu ya da başka herhangi bir makalenin, hamile ve yeni doğum yapmış anneler için İSG konusunda kesinlikle kuralcı olması mümkün değildir. Her hamilelik farklıdır ve bu nedenle gerekli spesifik önlemler her bir vaka ve duruma özgü olacaktır. İşyeri tehlikelerinin insan üremesini nasıl etkileyebileceğine ilişkin sınırlı bilgi, belirli önerilerde bulunmayı ve işverenlerin hangi önlemlerin alınacağına karar vermesini özellikle zorlaştırmaktadır. Ancak bilinen o ki; hamile ve yeni doğum yapmış annelere zarar verme ihtimali olan işyeri tehlikeleri, diğer çalışanlara da zarar verme ihtimaline sahiptir. Ayrıca, birçok üreme tehlikesi, muhtemelen bir çalışan hamile olduğunu fark etmeden önce, hamileliğin erken aşamalarında en büyük riski oluşturur. İşverenler bu nedenle, sadece hamile ve yeni doğum yapmış anneler için değil, tüm çalışanlar için riski en aza indirgemek amacıyla kontrol hiyerarşisini kullanmalıdırlar (örn. ortadan kaldırma, yerine koyma, ayırma). Bilinen üreme tehlikelerine maruziyetin tamamen ortadan kaldırılamadığı durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapmak, her bir duruma yönelik uygun önlemlere karar vermek için tıp uzmanlarına danışmak ve çalışanlarla iyi bir diyalog kurmak gereklidir.

İşverenler üreme tehlikeleri olarak bilinen toksinler ve biyolojik ajanlarla uğraşırken, fetus bu ajanların etkilerine karşı çok hassas olabileceğinden, özellikle dikkatli bir yaklaşım benimsemelidir. Çalışanın biyolojik ajanlara bağışıklığı  değerlendirilmeli ve uygun halde aşılama sağlanmalıdır. Aşılamanın uygun olmadığı veya kendisinin bir risk oluşturabileceği veya toksinlere maruz kalmanın önlenemediği durumlarda, hamile ve yeni doğum yapmış anneleri korumak için onlara sınırlı görevler verilmelidir. Hamile ve yeni doğum yapmış anneleri korumaya yönelik önlemlerin, çocuk doğurma yaşındaki tüm kadın çalışanlar için genişletilmesinin uygun olup olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Kaynaklar


  1. 1.0 1.1 1.2 HSE – Health and Safety Executive (2012). New and expectant mothers. Retrieved 05 February 2013, from: [1]
  2. 2.0 2.1 HSE – Health and Safety Executive (2013). Pregnant Workers & Risk Assessment. Retrieved 17 April 2013, from: [2]
  3. 3.0 3.1 EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work (2013). Directive 89/391/EEC - OSH "Framework Directive". Retrieved 18 April 2013, from: [3]
  4. European Commission, Guidance on risk assessment at work, 1996, p. 35. Available at: [http:// osha.europa.eu/en/topics/riskassessment/guidance.pdf]
  5. 5.00 5.01 5.02 5.03 5.04 5.05 5.06 5.07 5.08 5.09 5.10 5.11 Eng, A. & Kelly, M., ‘New and Expectant Mothers at Work – Guidelines for Health and Safety’, Occupational Safety and Health Service, Department of Labour, 1998.
  6. United States Department of Labor (2011). Reproductive Hazards. Retrieved 12 February 2013, from: [4]
  7. 7.0 7.1 The European Parliament, Occupational Safety and Health risks for the most vulnerable workers, 2011, pp. 8-109. Available at: [5]
  8. Powrie, R. & Kurl, R., ‘Prescribing drugs to pregnant women’, Women’s Health in Primary Care, Vol. 2, No 7, 1999, pp. 547-554. Available at: [6]
  9. 9.0 9.1 9.2 9.3 HSE - Health and Safety Executive, Working safely with ionising radiation: Guidelines for expectant or breast feeding mothers, 2001, pp. 2-10. Available at: [7]
  10. 10.0 10.1 Drouet, F. & Michelet, M., ‘Results of the EAN request on radiation protection of aircraft crew’ European ALARA Network, 2012. Available at: [8]
  11. HSE – Health and Safety Executive (2012). Vibration HAV / WBV. Retrieved 14 March 2013, from: http://[www.hse.gov.uk/treework/health/vibration.htm]
  12. 12.0 12.1 Held, H. & Pollock, N., ‘The Risks of Diving While Pregnant - Reviewing the Research’, DAN-Divers Alert Network, March / April 2007. Available at: [9]
  13. Powell M. & Smith M., ‘Fetal and maternal bubbles detected noninvasively in sheep and goats following hyperbaric decompression’, Undersea Biomedical Research, Vol. 12, No 1, 1985, pp. 59-67
  14. 14.0 14.1 HSA – Health and Safety Authority (2013). Pregnant at Work Frequently Asked Questions. Retrieved 17 April 2013, from: [10]
  15. Mayo Clinic (2006). Preeclampsia. Retrieved 05 February 2013, from: [11]
  16. NHS – National Health Service (UK) (2011). High blood pressure (hypertension) and pregnancy. Retrieved 15 April 2013, from: [12]
  17. Hatloy, I., ‘Understanding postnatal depression’, Mind, 2013. Available at: [13]
  18. NHS – National Health Service (UK) (2012). Sleeplessness and feeling tired in pregnancy. Retrieved 16 April 2013, from: [14]
  19. 19.0 19.1 19.2 Goldman, M. & Latch, C., ‘Women and Health’ Work-related musculoskeletal disorders, Academic Press, San Diego, 2000, pp. 484-485
  20. 20.0 20.1 HSE – Health and Safety Executive (2013). Musculoskeletal Disorders. Retrieved 15 April 2013, from: [15]
  21. EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work (2013). Directive 92/85/EEC - pregnant workers. Retrieved 12 February 2013, from: [16]
  22. 22.0 22.1 22.2 The Council of the European Communities, ‘Council Directive 92/85/EEC, 1992’, 1992, pp. 2-11. Available at: [17]
  23. EUROPA (2013). ‘Summaries of EU Legislation’, Protection of pregnant workers and workers who have recently given birth or are breastfeeding. Retrieved 15 April 2013, from: [18]

İleri okuma için bağlantılar

EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, ‘Gender issues in safety and health at work’, Facts 42, 2003. Available at: [19]

EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, ‘Including gender issues in risk assessment’, Facts 43, 2003. Available at: [20]


Contributors

Nazlioglu