Kimyasal ve Biyolojik Ajanların Neden Olduğu Üreme Etkileri

From OSHWiki
Jump to: navigation, search

Marja-Liisa Lindbohm and Markku Sallmén, Finnish Institute of Occupational Health

Çeviri: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (AÇSHB), Ankara/Türkiye

Giriş

Kimyasal veya biyolojik ajanlara mesleki maruziyet, çalışanların üreme sağlığına zarar verebilir, erkek ve kadın çalışanların hücrelerinin genetik materyallerine zarar verebilir veya cinsel işlevleri ve doğurganlıkları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bazı kimyasallar ve bulaşıcı ajanlar da hamilelik ve fetüs için tehlikeli olabilir. Bu tür ajanlara genellikle 'reprotoksik maddeler' denir. Bunlar; bazı çözücüler, metaller, böcek ilaçları ve diğer kimyasallar vb. potansiyel olarak zararlı çeşitli kimyasal maddeler içerir. Mesleki maruziyetlerin zararlı etkilerinin önlenmesi, işyerinde üreme risklerinin değerlendirilmesini ve yönetilmesini gerektirir. Avrupa mevzuatına göre; çalışanlar, hamile çalışanlar ve çocuklarının üreme sağlığı için çalışma ortamının güvenli olmasını sağlamak işverenin yükümlülüğündedir.

Üreme etkileri ve etki mekanizmaları

Mesleki maruziyetin erkek ve kadınların üreme sistemi üzerindeki etkileri; cinsiyet hormonu seviyelerinde değişiklikler, libido ve potens azalması, adet bozuklukları, erken menopoz, gecikmiş ilk adet, yumurtalık işlev bozukluğu, semen kalitesinde bozulma ve erkek ve kadın doğurganlığında azalma olarak ortaya çıkabilir. Toksik maruziyet gelişmekte olan sperm ve yumurtalarda doğrudan hücre hasarına neden olabilir. Annenin hamilelik sırasında maruziyeti, anne, plasenta veya fetüs zarı fonksiyonlarına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale ederek fetüs gelişimini bozabilir. Toksik maruziyet geniş çaplı birçok etki yaratabilir: Örn. fetüs ölümü, rahim içi gelişme geriliği, erken doğum, doğum kusuru, doğum sonrası ölüm, bilişsel gelişim bozuklukları ve bağışıklıkla ilgili duyarlılıkta değişiklikler veya çocukluk çağı kanseri vb. Annenin işyerinde kimyasal maddelere maruz kalması ayrıca anne sütünün kontaminasyonuna da neden olabilir [1].

Endokrin bozucuları olarak adlandırılan hormonal aktiviteye sahip bazı kimyasallar, endokrin sisteminin işlevini değiştirebilir ve sonuç olarak olumsuz üreme etkilerine neden olabilir. Örn: Erkeklerde düşük semen kalitesi ve hasarlı üreme dokuları ve kadınlarda bazı jinekolojik tıbbi durumlar (endometriozis, kanser olmayan iyi huylu tümörler ve üreme organı enfeksiyonları). Poliklorlu organik bileşikler, pestisitler, ftalatlar, bisfenol A, bromlu alev geciktiriciler ve ağır metaller gibi birçok kimyasalın endokrin bozucu etkilerinin olma olasılığı vardır.

Maruziyetin zamanı, süresi ve dozuna bağlı olarak farklı sonuçlar oluşabilir. Gebeliğin ilk üç ayında maruz kalınması durumunda, ortaya çıkan temel sonuçlar gebelikte düşük veya doğum kusurlarıdır. Gebeliğin sonraki aylarındaki maruziyet, gebelik süresinin kısalması, doğum ağırlığının azalması ve beynin gelişiminin etkilenmesine sebep olabilir. Düşük bir toksik doz, doğum kusurlarına neden olabilirken, yüksek bir doz gebelikte düşüğe veya kısırlığa neden olabilir.

Üreme ve gelişme üzerindeki olumsuz etkiler, genellikle hassas yumurtlama dönemlerinde, sperm oluşumu (spermatogenez) ve embriyo içinde organların oluşumu (fetal organogenez) döneminde maruziyet sonucu oluşur. Bazı etkiler yıllarca ortaya çıkmayabilir. Örneğin, kurşun sadece hamilelik veya emzirme döneminde salınacak olan maternal dokuda yavaş yavaş birikebilir. Antineoplastik ajanlar (kanser kemoterapi ilaçları) gibi bazı toksik maddeler, kadın germ hücre sayısını azaltarak üreme ömrünün kısalmasına neden olabilir.

Hem kadınların hem de erkeklerin kimyasal maruziyeti, çocuklarda kromozomal anormalliklere veya gen mutasyonlarına neden olabilir. Ayrıca, yumurta veya meni hücrelerinde kalıtsal değişiklikler (epigenetik mekanizmalar) yoluyla fetüsün gelişimini bozabilir, bu durum organizmanın altta yatan DNA dizisinde hiçbir değişikliğe neden olmaz; bunun yerine, genetik olmayan faktörler organizmanın genlerinin farklı davranmasına neden olur. Babanın maruziyetinin hamilelik sonuçlarını etkileyebilecek epigenetik etkilerine dair bazı kanıtlar vardır, ancak yeterli değildir [2].

Kimyasal maddeler

Reprotoksik maddeye maruziyet; madde, zamanlama (hamilelikten önce veya hamilelik sırasında), maruz kalma süresi ve emilen ajanın dozuna bağlı olarak bir veya birçok üreme sonucu ile ilişkili olabilir. İnsan çalışmalarında bildirilen bazı kimyasal ajanların olumsuz üreme etkileri Tablo 1'de gösterilmiştir.

Tablo 1: İnsan çalışmalarında üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ile ilişkili bazı kimyasal maddeler
Madde Endüstri veya iş grubu Kadın maruziyetin bilinen etkileri Erkek maruziyetin bilinen etkileri
Genel olarak organik çözücüler Boyama, yağdan arındırma, ayakkabı yapımı, baskı, kuru temizleme, metal endüstrisi, endüstrinin diğer birçok alanı Düşük doğurganlık, menstrüel bozukluk, fetal kayıp, doğum kusuru, erken doğum, nörodavranışsal etkiler, çocuklukta lösemi Geç kavrama, düşük semen kalitesi, fetal kayıp, doğum kusurları
Benzen Petrokimya endüstrisi, laboratuvar çalışanları Fetal kayıp, düşük doğurganlık, düşük doğum ağırlığı
Karbon disülfid Rayon lifi endüstrisi Menstrüel bozukluk Düşük libido ve potens
Bazı etilen glikol eterler ve bunların asetatları Elektronik endüstrisi, serigrafi, fotoğrafçılık ve boyama, tersane boyacılığı, metal döküm, kimyasal endüstri ve diğer endüstriler Düşük doğurganlık, fetal kayıp, doğum kusurları, menstrüel bozukluk Düşük semen kalitesi
Tetrakloretilen Kuru temizleme, yağdan arındırma Düşük doğurganlık, fetal kayıp
Toluen Ayakkabı endüstrisi, boyama, laboratuvar çalışması Düşük doğurganlık, fetal kayıp
Metaller
Kurşun Batarya endüstrisi, kurşun eritme, dökümhaneler, çömlekçilik, mühimmat endüstrisi ve diğer bazı metal endüstrileri Düşük doğurganlık, fetal kayıp, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, doğum kusurları, bozuk bilişsel gelişim Düşük semen kalitesi, düşük doğurganlık, fetal kayıp, doğum kusurları
Organik cıva Lamba endüstrisi, kloralkali endüstrisi, diş hekimliği personeli Düşük doğurganlık, menstrüel bozukluk, fetal kayıp Fetal kayıp
Pestisitler Tarım, bahçe ve sera işi Düşük doğurganlık, fetal kayıp, doğum kusurları, erken doğum, fetal gelişim geriliği, nörodavranışsal etkiler, çocuklukta lösemi Düşük semen kalitesi, düşük doğurganlık, fetal kayıp, doğum kusurları, çocuklukta kanser
Farmasötikler
Anestezik gazlar Ameliyathaneler, diş muayenehaleri Fetal kayıp, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, doğum kusurları, düşük doğurganlık
Azot oksit Ameliyathaneler, taşıma hizmetleri, diş muayenehaleri Fetal kayıp, düşük doğum ağırlığı, düşük doğurganlık
Antineoplastik ajanlar Hastane çalışanları, taşıma hizmetleri, farmasötik endüstrisi Menstrüel bozukluk, düşük doğurganlık, fetal kayıp, prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı, doğum kusurları
Karbon monoksit Demir ve çelik dökümü, kaynak, gıda endüstrisi, araba tamiri, servis istasyonları Erken doğum, rahim içi ölüm

*Olumsuz etkisi belirtilen pestisitler: dibromokloropropan (DBCP), 2,4- diklorofenoksiasetik asit (2,4-D), etilen dibromür, kloreton, karbaril, alaklor, atrazin ve diazinon

Organik Çözücüler

Annenin mesleki düzeyde yüksek çözücülere maruz kalması düşük, doğum kusuru ve düşük doğum ağırlığı riskini artırabilir [3] [4] [5] [6]. İmalat, kuru temizleme, boyama, ayakkabı yapımı, ilaç, ses hoparlör, yarı iletken ve laboratuvar endüstrilerinde çalışanlar arasında düşük yapma riski gözlenmiştir. Bazı çalışmalarda, çözücülere maruziyet ayrıca erken doğum, nörodavranışsal etkiler ve çocukluk çağı lösemisi ile ilişkilendirilmiştir [7] [8] [9]. Ana maruz kalma yolları soluma ve deri yoluyla olur. Çoğu çözücü plasentadan geçer ve anne sütü ile dışarı atılabilir.

Bazı çalışmalar, solvent maruziyetinin kadınlarda geç gebe kalma ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak erkeklere yönelik kanıtlar yeterli düzeyde değildir[10] [11] [12]. Kadınların maruziyetinde adet bozuklukları gözlenmiştir [13]. Erkeklerde, solvente maruz kalma düşük semen kalitesi ve değişen hormon seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir[14] [15]. Babanın solvent maruziyetinin hamileliğe etkisine ilişkin kanıtlar tutarlı değildir. Bazı çalışmalar, babalarda solvente maruziyetin, çocuklarındaki doğum kusurlarıyla ilişkili olabileceğini göstermiştir [16] [17].

Benzen, karbon disülfür, bazı glikol eterler ve bunların asetatları, tetrakloroetilen ve tolüen; insan çalışmalarında olumsuz etkiler ile ilişkilendirilmiş çözücülerdendir. Bazı diğer çözücüler, örneğin formamid ve dimetilformamid, hayvan deneylerinde olumsuz etkilere neden olmuştur. Çözücü karışımına eşzamanlı maruziyet yaygın bir durumdur. Bu da tek bir çözücünün üremeye olumsuz etkisini belirlemeyi zorlaştırır.

Bazı özel çözücüler

Bazı glikol eterler ve bunların asetatları, hayvan türlerinin üreme ve gelişiminde olumsuz etkilere neden olabilmektedir. İmalat çalışanlarının etilen glikol etere maruziyeti; düşük, doğum kusurları, düşük doğurganlık ve uzun adet dönemi riskiyle ilişkilidir [10] [18] [19] [20]. Özellikle, 2-metoksietanol ve 2-etoksietanole maruziyet; tersane boyacıları, metal döküm çalışanları, kimya endüstrisinde çalışanlar ve yarı iletken endüstrisindeki çalışanların düşük semen kalitesiyle ilişkilendirilmiştir[14]. AB'de bazı glikol eterler ve bunların asetatları, doğurganlığa ve doğmamış çocuğa zarar verebilecek veya zarar verebileceğinden şüphelenilen maddeler olarak sınıflandırılmaktadır.

Glikol eterler boyalarda, mürekkeplerde, verniklerde ve temizlik maddelerinde kullanılır. En toksik glikol eterlerin kullanımı 1990'ların ortalarından itibaren azalmıştır ve bunların yerini giderek daha az toksik glikol eterler almıştır. Bu gelişmeye paralel olarak, geçmişte glikol eterlere maruz kalmanın düşük sperm kalitesi ile ilişkili olduğu görülürken, 2000-2001 yıllarında kullanılan glikol eterlerin insan semen özellikleri üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı görülmüştür [21]. Bununla birlikte, başka bir çalışmada, sonraki yıllarda mesleki glikol eter maruziyeti düşük hareketli sperm sayısı ile ilişkili bulunmuştur[22].

Esas olarak rayon lifi üretiminde kullanılan karbon disülfide maruz kalmak, erkeklerde ve kadınlarda olumsuz üreme etkileri yaratabilir. Yüksek seviyelerde karbon disülfide maruz kalan erkek çalışanlarla ilgili çalışmalarda, libido ve potenste azalma ve cinsiyet hormonu düzeylerinde değişiklik gözlemlenmiştir [15]. Kadınlarda, düzensiz döngüler ve olağandışı adet kanaması dahil olmak üzere adet bozuklukları bildirilmiştir[23]. Kuru temizleme işinde tetrakloroetilen'e yüksek düzeyde maruziyet, düşük yapma riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir [24]. Maruziyetin doğurganlığı da azaltabileceğine dair sınırlı kanıt vardır.

Toluene maruz kalan ayakkabı çalışanları, ses hoparlörü fabrika çalışanları ve laboratuar çalışanları arasında artan düşük yapma riski gözlenmiştir [25]. Erkeklerde değil ama kadınlarda tolüen maruziyetinin doğurganlığı azalttığı belirtilmiştir [11] [12]. Hamilelik sırasında toluen kötüye kullanımı, ciddi olumsuz üreme sonuçlarına yol açabilir[26], ancak mesleki toluene maruz kalma, istismarcılarda maruz kalma durumundan açıkça daha düşüktür. Bazı çalışmalarda, benzen maruziyetinin düşük yapma riskini arttırdığı ve doğum ağırlığını azalttığı bulunmuştur [27] [28] [29]

Kurşun, cıva ve kadmiyum

Annenin ağır kurşun maruziyetini doğurganlığın düşmesi ve düşük riskinin artması ile ilişkilendiren tarihsel veriler vardır ve kurşun hala en kapsamlı şekilde incelenen metal maruziyetidir. Ek olarak, üreme sonuçları ile ilgili hayvan ve insan çalışmaları, cıva ve kadmiyum maruziyetinde olumsuz bir role işaret etmektedir. Kurşun ve kurşun bileşiklerine mesleki maruziyet birçok endüstride ortaya çıkabilir (Tablo 1). Tarihsel olarak annenin ağır kurşun maruziyeti düşük riskindeki artış ile ilişkilendirilmiştir. Ancak mevcut düşük mesleki maruziyet düzeylerinin risklerine dair kanıtlar azdır. 1.9 μmol/l veya üzerindeki kan kurşun düzeylerine neden olan kurşun maruziyeti, meni kalitesine zararlıdır. Aslında, kurşun bileşiklerin çoğu kanserojen veya şüpheli kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.

Kadınların kurşuna maruziyeti menstrüel bozukluklara neden olabilir. Düşük maruziyet düzeylerinde hamileliğe bağlı hipertansiyon, erken doğum ve doğum ağırlığının azalmasına neden olabilir[30] [31] [32] [33]. İlk üç aylık fetal maruziyet, fetüsün nöro gelişimini ve çocuğun zihinsel gelişimini [34] [35] bozarken, 28 haftalık gebelikteki maruziyet çocuğun zihinsel gelişimi için kritiktir.

Hamile ve emziren kadınların kurşuna ve türevlerine maruz kalması, maruziyetin sağlık ve güvenliği tehlikeye atması durumunda AB Direktifi 92/85 / EEC [36] uyarınca yasaklanmıştır. Hamile ve emziren kadınlar için tavsiye edilen kan kurşun düzeyinin (B – Pb), maruziyet yaşamayanların kan değer aralığı ile aynı olması -birçok ülkede 0.2-0.3 μmol/l (~ 4–6 μg/dl)- önerilmektedir.

Kan kurşun seviyeleri 1.9 μmol/l veya üzerinde olduğunda sperm sayısında azalma, diğer semen kalitesinde bozulma ve hormon düzeylerinde bazı değişiklikler bildirilmiştir [37]. Sperm hücrelerindeki toksisite ne olursa olsun; mevcut mesleki maruziyet sınırlarındaki kurşun maruziyetinin, erkeklerin baba olma yetenekleri üzerinde hiç etkisinin olmadığı ya da çok az bir etkisinin olduğu görülmektedir. Çiftlerin doğurganlığı, düşük ve doğum kusurları üzerine yapılan çalışmalar çelişkili sonuçlar göstermektedir.[38]

Kurşunun üreme toksisitesinde rol oynayabilecek birçok farklı mekanizma ve etki alanı vardır. Kurşun plasenta boyunca transfer edilir ve doğumda bebeğin göbek kordonundaki kan kurşun konsantrasyonu anneninkine yakındır. Kurşun sadece zayıf bir mutajendir, ancak hem kadınların hem de erkeklerin maruz kalması, fetüsün gelişimini epigenetik bir mekanizma ile bozabilir. Erkeklerde kurşun, hassas döllenme sürecini sürdürmek için gerekli olan sperm DNA kromatin dengesine engel olabilir [39].

İnorganik cıva plasentada birikmesine rağmen fetüse de transfer edilir. Kadınların cıvaya mesleki maruziyeti; adet bozukluklarına, geç gebe kalmaya ve düşük yapma riskinin artmasına neden olabilir [40] [41]. Hayvan deneyleri, kadın ve erkek fertilitesi üzerinde olumsuz etkilere dair bazı kanıtlar ortaya koymuştur. Cıva buharına maruz kalmak fetotoksisiteye veya diğer olumsuz üreme sonuçlarına neden olabilir[42] [43]. Erkeklerdeki üreme etkileri ile ilgili kanıtlar sınırlıdır, ancak cıva maruziyetinin sperm sayısını ve kalitesini azalttığı bildirilmiştir[43]. Ayrıca cıva maruziyeti düşük riskindeki artış ile de ilişkilidir[44].

Kadmiyum bir endokrin bozucu olarak işlev görebilir (endokrin bozucuları endokrin sisteminin işlevini değiştirebilir ve sonuç olarak olumsuz üreme etkilerine neden olabilir, örneğin erkeklerde düşük semen kalitesi ve hasarlı üreme dokuları ve kadınlarda bazı jinekolojik tıbbi durumlar gibi). Kadmiyumun plasentada biriktiği bilinmektedir, bu da örneğin çinko vb. mikrobesinlerin fetüse taşınmasını azaltabilir[45]. Kadmiyumun semen kalitesini de etkilediği bildirilmiştir[43]. Kadmiyum hayvanlarda embriyotoksisite, teratojenisite ve olumsuz postnatal etkiler göstermiştir[42].

Kaynak İşi

Kaynak dumanları; altı değerlikli krom, nikel, kadmiyum, manganez ve karbon monoksit gibi muhtemel üreme toksitesine sahip birçok ajan içerir. Üreme üzerindeki etkilere ilişkin araştırma verileri çoğunlukla erkeklerden oluşmaktadır. Daha önceki çalışmalar, erkek kaynakçılar arasında infertilite riskinde ve semen kalitesinde azalma olduğunu göstermiştir. 1980'lerin sonlarındaki çalışmalar, paslanmaz çelik kaynağı yerine yumuşak çelik kaynağının tehlikeli olabileceğini düşündürmektedir. Ancak, 1990'ların ortalarından itibaren yapılan geç gebe kalma ve bozulmuş semen kalitesi ile ilgili çalışmalar, kaynakçılar arasında bozulmuş üreme kapasitesi göstermemiştir. Batı ülkelerinde maruziyet seviyelerindeki düşüş olumlu gelişmeyi açıklayabilmektedir [46]. Bununla birlikte, iyi tasarlanmış bir çalışmanın bulguları, paslanmaz çelik kaynakçıların eşlerinin düşük yapma riski altında olduğunu göstermiştir [47]. Genel olarak, kaynağın üreme toksisitesi hakkındaki kanıtlar karışık olup sonuçlandırılmamıştır.

Pestisitler

İnsan çalışmaları, pestisitlere maruziyetin üreme sağlığı için zararlı olabileceğini göstermektedir. Hem erkekler hem de kadınlar tarımda ve seralarda  pestisitlere maruz kalabilirler. Pestisitler vücuda deri yoluyla, solunan hava veya yutma yoluyla girerler. Pestisitler; herbisitler, böcek öldürücüler, fungisitler ve fumigantlardan oluşmaktadır. En yaygın kimyasal gruplar organofosfatlar, karbamatlar ve fenoksietbisitlerdir. Bazı pestisitler (örn., Karbar, benomil, etilentioüre, maneb, zineb, thiram), deney hayvanlarında üreme ve/ veya gelişimsel toksisite göstermiştir.

Kadın maruziyeti

Pestisitlere maruziyetin kadın doğurganlığını azaltabileceğine dair bazı kanıtlar vardır, ancak sonuçlar tutarsızdır. Pestisitlere maruziyet; doğum kusurları, düşük veya fetal ölüm riskini de artırabilir[48]. Çoğu çalışmada, risk herhangi bir pestisitle ilişkilendirilememiştir. Ancak, biyolojik kalıcı klorlu hidrokarbonlara maruziyet düşükle ilişkilendirilmiştir[49]. Özellikle, biyolojik maruziyet ölçümlerini kullanan iki çalışmada, DDT'nin bir metaboliti olan DDE seviyesi yüksek kadınlarda erken gebelik kaybı riskinde artış olduğu bulunmuştur[50] [51]

Annelerin pestisitlere mesleki maruziyeti, çocukluk çağı lösemi riskini artırmaktadır. Pestisit maruziyeti ayrıca diğer kanser türleriyle, ör. lenfomalar, beyin ve sinir sistemi kanseri, Wilm tümörü [not 1] ve Ewing sarkomu[not 2] ile de ilişkilendirilmiştir. Ancak artan risk çocuklukta maruz kalma ile de ilişkili olabilir [52] [53]. Babalık maruziyeti bulguları ise tutarlı değildir.

Erkek maruziyeti

Bugün pestisit dibromokloropropan (DBCP) yasaklanmasına rağmen, daha önce toprakta fumigant ve nematosit olarak kullanılmıştır. Şu anda büyük bir testis toksini olarak tanımlanmaktadır. Uzun süreli şiddetli maruziyet erkekte geri dönüşümsüz kısırlığa (azospermi, spermin olmaması) veya oligospermiye (çok az sperm olması) neden olmuştur[54]. Ayrıca, erkek üremesi üzerinde olumsuz etkileri olan bir başka fumigant olan, etilen dibromid (EDP) de yasaklanmıştır. Öte yandan; 2,4-diklorofenoksiasetik asit (2,4-D), alaklor ve atrazin ve üç insektisit, klordekon (Kepone ™), karbar ve diazinon gibi bazı herbisitlere maruziyetin meni kalitesi üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu bulunmuştur [46] [54].

Günümüzde tarımda veya seralarda kullanılan pestisitlere maruziyetin erkek üremesi için tehlikeli olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır. Erkek maruziyetinin çiftin doğurganlık ve olumsuz gebelik sonuçları üzerindeki etkilerine ilişkin çelişkili bulgular bulunmaktadır. Bu durum, işin türüne ve coğrafi bölgelere göre önemli ölçüde değişebilen maruziyet seviyesi ve türü ile ilişkili olabilir. Örneğin, Hollandalı meyve yetiştiricileri arasında hamile kalmak için sürenin uzadığı gözlendi [55] [56]. Finli sera çalışanları arasındaki bulgular doğurganlığın azaldığına dair sınırlı kanıtlar ortaya koydu [56]. Ancak Danimarka'da maruziyetin olduğu geleneksel çiftçiler ile maruziyetin olmadığı organik çiftçiler arasında doğurganlık farkı görülmedi[57]. Ek olarak, bazı çalışmalar, ancak tümü değil, maruz kalan erkeklerin eşlerinde düşük yapma veya doğum kusurları riskinde artış olduğunu bildirmiştir.

Tıbbi İlaçlar

Anestezik gazlar

Birçok çalışma, ameliyathanelerde, doğum servislerinde, diş hekimliği muayenehanelerinde ve veteriner ameliyatlarında mesleki olarak anestezik gazlara maruz kalan kadınlar arasında düşük yapma riskinin arttığını göstermiştir [58]. Bazı çalışmalarda maruziyet, doğum kusurları ve düşük doğum ağırlığı ile de ilişkilendirilmiştir [59] [60]. Özellikle atık anestezik gazları giderme tekniği olan gaz temizleme sistemi[not 3]  olmadan anestezik gazların verildiği durumlarda olumsuz üreme sonuçları bulunmuştur [61] [62]. Verimli bir temizleme ekipmanı, iyi havalandırma ve anesteziklerin uygulanması için ekipman, işyerlerindeki maruziyet seviyelerini en aza indirmeye yardımcı olur.

Spesifik anestezik gazlara ilişkin olarak, halotan ve azot oksidin hayvanlarda hem fetotoksik hem de teratojenik olduğu gösterilmiştir. İnsanlarda ayrı ayrı incelenen tek anestezik gaz olan azot okside maruziyet; diş hemşirelerinde veya ebelerde düşük yapma riski, doğum ağırlığının azalması riski ve hamile kalma süresinin uzaması riskindeki artış ile ilişkilendirilmiştir[59] [40]. İzofluran ve enfluran ile ilgili olarak, uzmanlar komitesi, insan verilerinin eksikliğinin maddelerin etkilerinin güvenilir bir şekilde değerlendirilmesini engellediği sonucuna varmıştır. Ancak yeterli hayvan verileri bu maddelerin üreme toksik maddeleri olarak sınıflandırılmaması gerektiğini göstermiştir[63].

Antineoplastik ajanlar

Hemşireler ve diğer hastane çalışanları, hazırlık, uygulama, hemşirelik ve temizlik faaliyetleri sırasında antineoplastik (kanser kemoterapisi) ilaçlara maruz kalabilirler. Çamaşırhaneler, ilaç şirketleri, veteriner klinikleri, evde bakım hizmetleri ve bakım evlerinde de maruziyet gerçekleşebilir [64]. Hastanelerde antineoplastik ajanların kullanımı; adet bozukluğu, düşük doğurganlık, düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğum kusurları ile ilişkilendirilmiştir [65] [66] [67]. Bu ilaçların çoğunun da kanserojen olduğu unutulmamalıdır. Bununla birlikte, sağlık personelinin antineoplastik ilaçlara maruziyetine engel olan güvenlik önlemlerinin alındığı ortamlarda yapılan bir çalışmada düşük veya doğum kusuru riskinde bir artış bulunmamıştır [68]. Koruyucu giysiler giyerek ve koruyucu ekipman (örneğin kapalı infüzyon sistemleri) kullanarak, iyi uygulamalar ve çalışanların potansiyel tehlikeler konusunda farkındalığını artırarak maruziyet en aza indirilebilir. Maruziyet riski, özel önlemlerin alınmasını gerektiren ilaç çözeltilerinin hazırlanması aşamasında muhtemelen en yüksek düzeydedir. Bu nedenle, bazı ülkeler antineoplastik ilaç çözeltilerinin hazırlandığı işlerde görevli hamile çalışanları diğer işlere transfer etme politikasını benimsemiştir. Antineoplastik ve diğer tehlikeli ilaçlara maruziyetin önlenmesine ilişkin bilgiler sağlık hizmetlerinde mevcuttur [69].

Diğer tıbbi ilaçlar

Bazı ilaçların fetüsün gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. İlaç fabrikası çalışanları ve hemşireleri ilaçlara ve vitaminlere maruz kalabilmektedir. Ne yazık ki mesleki maruziyetin etkileri hakkında sınırlı veri bulunmaktadır. A vitamininin aşırı dozunun birçok türde teratojenik olduğu ve dietilstilbestrolün (DES) insan üremesi için tehlikeli olduğu bilinmektedir. Hayvan deneylerinde, bazı cinsiyet hormonlarının dişi fetüslerin erkekleşmesine ve erkek fetüslerin de dişileşmesine neden olduğu görülmüştür. Azatiyoprin, siklosporin A ve asiklovir, gansiklovir, ribavirin ve zidovudin gibi bazı antiviral ajanlar da hayvan deneylerinde olumsuz üreme etkilerine neden olmuştur [70].

Diğer kimyasal ajanlar

Karbon monoksite maruziyet: kaynak işlerinde, demir ve çelik dökümhanelerinde, beslenme endüstrisinde ve tütsüleme prosedürlerinde ve ayrıca araba egzoz gazlarının olabileceği araba tamir ve servis istasyonlarında ortaya çıkabilir. Karbon monoksit plasentadan taşınır ve fetüsteki seviyeler annenin kanındaki seviyelerden daha yüksek olabilir. Annenin karbon monoksit zehirlenmesine bağlı olarak: bebekte erken doğum, rahim içi ölümler ve beyin hasarları rapor edilmiştir [71].

Bazı ftalatların laboratuvar hayvanlarında üremeyi olumsuz etkilediği gösterilmiştir, ancak bunların etkileri hakkında yeterli insan verisi bulunmamaktadır. Maruziyet, hipospadias[not 4]  (erkek bebekler arasında genital organların doğum kusuru) ve yenidoğanlarda anti-androjenik etkilerle[not 5] ilişkilendirilmiştir [72] [73]. Ftalatlara potansiyel maruziyetin olduğu işler arasında; polivinil klorür (PVC) film üretimi, PVC birleştirme, ftalat (hammadde) üretimi ve kauçuk endüstrilerinde ve tırnak bakım salonlarındaki çalışmalar yer almaktadır [74]. Üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilecek diğer maruziyetler arasında bisfenol A, benzo (a) piren, bromlu alev geciktiriciler, çevresel tütün dumanı, etilen oksit ve poliklorlu bifeniller bulunur.

Biyolojik ajanlar

Toksoplazmoz, listeriosis, kızamıkçık, herpes, su çiçeği, hepatit B ve C, sitomegalovirüs, insan parvovirüs B19 ve insan immün yetmezlik virüsü gibi bulaşıcı ajanlar fetal kayıp, fetal büyüme geriliği, konjenital anomaliler, zihinsel gerilik veya sistemik hastalığa neden olabilir [75]. Üreme riski gözlemlerinin çoğu, belirli meslek gruplarından. ziyade genel nüfus çalışmalarına dayanmaktadır.

Hepatit B ve C, kızamıkçık virüsü, suçiçeği zoster virüsü ve toksoplazma

Hepatit B ve C ve kızamıkçık virüsü, özellikle sağlık çalışanları arasında üreme sağlığı için bir risk oluşturur. Özellikle veteriner personeli toksoplazmaya maruz kalabilir. Bağışıklığı olmayan hamile personel, kızamık, kızamıkçık, su çiçeği veya zona hastaları ile ilgilenmek zorunda olmamalıdır [76]. Çünkü bu virüsler fetüse zarar verebilir. Bununla birlikte, çalışanların çoğu yaygın viral hastalıklara (örneğin suçiçeği) karşı zaten bağışıklığa sahiptir veya bu virüslere (örneğin kızamıkçık ve kızamık) karşı aşılanmıştır. Hepatit B virüsü (HBV) aşısı, kan kontaminasyonu veya HBV pozitif hastaların diğer sekresyonları riski altındaki tüm hastane personeli için önerilmektedir. Suçiçeği için aşı da mevcuttur. Bulaşıcı hastalıkları önlemenin yolları arasında güvenli çalışma uygulamaları ve bağışıklığı olmayan hamile çalışanlar için alternatif işler veya doğum izni sağlanması yer almaktadır. Avrupa Birliği direktifine (92/85/ETY) göre, hamile çalışanlar, bu tür ajanlara karşı bağışıklama yoluyla yeterince korundukları gösterilmedikçe, toksoplazma veya kızamıkçık virüsüne maruziyet riskinin olduğu görevleri yerine getirmemelidirler [36].

Sitomegalovirüs ve insan parvovirüs B19 (beşinci hastalık)

Sitomegalovirüs ve insan parvovirüs B19 üzerinde yapılan çalışmalar; çocuklarla mesleki teması olan kadınların bu enfeksiyonlara karşı diğer kadınlardan daha çok riski olduğunu ortaya koymuştur. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık% 30-60'ı seronegatiftir ve enfeksiyona maruz kalabilir. Virüsler, anneden fetüse % 25-50 oranında bulaşırlar. Ne yazık ki, bu virüslere karşı aşı yoktur. Her iki enfeksiyon riski, el yıkama dahil uygun hijyen uygulaması ile azaltılabilir.

Sitomegalovirüs, doğumsal enfeksiyonun en yaygın nedenidir. Enfekte çocukların çoğu asemptomatiktir. Bununla birlikte, enfeksiyondan etkilenen çocukların az bir kısmı nörolojik hastalıklar, öğrenme güçlüğü, sağırlık ve körlük gibi uzun süreli komplikasyonlara maruz kalabilirler.

B19 enfeksiyonu özellikle kreş öğretmenleri ve okul sonrası faaliyetlere katılan çocuk gruplarıyla çalışan kadınlar arasında olduğu gibi, diğer gebe kadınlara kıyasla ilkokul öğretmenleri arasında da artmıştır [77]. B19 enfeksiyonu; fetusun cildinin altında özellikle boyun ve vücut boşluklarında fetal sıvı birikimine neden olabilecek fetal anemiye, düşüğe ve rahim içi fetal ölüme neden olabilir [78] [79].

Risk değerlendirmesi

AB direktifi 92/85/EEC, işverenlerin hamile ve emziren çalışanlara yönelik sağlık ve güvenlik risklerini değerlendirmelerini ve gerekirse çalışma koşullarını değiştirmelerini veya uygun alternatif işler sunmalarını gerektirmektedir [36]. Eğer bu mümkün değilse, çalışana ulusal mevzuata uygun olarak izin verilmelidir. AB ayrıca, hamile ve emziren çalışanları mesleki maruziyetin olumsuz etkilerinden koruyabilecek önleyici tedbirlerin yanı sıra tehlikeli ajanların ve süreçlerin değerlendirilmesi ile ilgili kılavuz ilkeler geliştirmiştir [80].

Reprotoksik maddelere maruziyete ilişkin diğer mevzuatlar: 2004/37/EC sayılı çalışanların işyerinde kanserojen veya mutajenlere maruziyeti ile ilgili risklerden korunmasına ilişkin AB direktifi, 94/33/EC sayılı çalışan gençlerin korunmasına ilişkin AB direktifi ve 98/24/EC sayılı işyerindeki kimyasal ajanlarla ilgili risklerden çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunmasına ilişkin AB yönergesidir [81] [82] [83].

Uygun bir risk değerlendirmesi yapılmadan önce, işyerinde üreme sağlığı ve çocuk için potansiyel olarak zararlı olan ajanların tanımlanması gerekir. Kimyasallarla ilgili yararlı sağlık ve güvenlik bilgileri, Güvenlik Veri Sayfaları  (SDS) ile teknik dokümantasyon vb. diğer bazı kaynaklarda bulunabilir. Güvenlik Veri Sayfaları; genellikle maddenin özellikleri ve sağlığa yönelik tehlikeleri hakkında bilgi sağlar, çalışanların korunması için rehber görevi görür. Kimyasallarla ilgili temel sağlık ve güvenlik bilgilerine, ayrıca Uluslararası Kimyasal Güvenlik Kartları gibi bazı çevrimiçi uluslararası veri tabanlarından da ulaşılabilir. Potansiyel zararlı ajanlar ve bunların risklerinden nasıl korunulacağı konusunda  uzman tavsiyesi alınması önerilir. Ayrıca, işyerinde tehlikeli ilaçlara maruziyetin değerlendirilmesi, bunların güvenli kullanımı ve maruziyeti azaltacak ekipman kullanımı için işyeri prosedürleri geliştirme konusunda talimatlar mevcuttur [69].

AB'de bazı ajanlar;  bilinen veya şüphelenilen insan üreme toksik maddeleri olarak sınıflandırılmıştır. Güvenlik Veri Sayfalarında bulunabilecek bu tehlike ifadeleri (H, yeni AB sınıflandırması) veya risk ifadeleri (R, eski AB sınıflandırması) ile belirtilir. Üreme toksisitesi için tehlike ifadeleri aşağıdaki gibidir:

H360: Doğurganlığa veya doğmamış çocuğa zarar verebilir (R60, R61)

H361: Doğurganlığa veya doğmamış çocuğa zarar verme şüphesi var (R62, R63)

H362: Emzirilen çocuklara zarar verebilir (R64)

Örneğin, bazı glikol eterler ve bunların asetatları, karbon disülfür, karbon monoksit, toluen, bazı ftalatlar, bisfenol A, kurşun, cıva, benomil ve maneb, doğurganlığa ve doğmamış çocuğa zarar verebilecek veya şüphelenilen maddeler olarak sınıflandırılmıştır. 92/85/ETY sayılı AB yönergesine göre; hamile ve emziren çalışanlar genotoksik veya kanserojen maddelere maruz kalıyorlarsa, ayrıca risk değerlendirmesi de yapılmalıdır. Hücrenin genetik materyalinde değişikliklere neden olabilecek kanserojen ajanlar üreme sağlığı için zararlı olarak kabul edilir, çünkü aynı zamanda gelişen fetüsün hücrelerinde değişikliklere neden olabilirler. Örneğin, benzen, kansere veya genetik kusurlara neden olabilecek bir madde olarak sınıflandırılmıştır.

Maruziyetin büyüklüğünü, sıklığını ve süresini değerlendirmek önemlidir. Kimyasal ajanlara maruziyetin düzeyini değerlendirmek için mesleki hijyenik ölçümler veya biyolojik izleme kullanılabilir. Tehlikeli kimyasallara maruz kalan çalışanları meslek hastalıkları veya diğer olumsuz etkilerden korumak için, ölçüm sonuçları belirlenmiş Mesleki Maruz Kalma Limitleri (OEL) ile karşılaştırılabilir. OEL'ler üreme etkilerini dikkate almayabilir ve bu nedenle risk değerlendirmesinde uzman yardımına ihtiyaç duyulacaktır.

2000/54/EC sayılı Direktife göre biyolojik risklerin önlenmesi zorunludur [84] [85]. Biyolojik ajanlar için yapılacak risk değerlendirmesinde; ajanın doğası, enfeksiyonun nasıl yayıldığı, temasın ne kadar olası olduğu ve hangi kontrol önlemlerinin olduğu göz önünde bulundurulmalıdır [86].

Hem işveren hem de çalışanların risk değerlendirme sonuçları hakkında bilgilendirilmesi gerekir. Ayrıca, kadın ve erkeklerin, örneğin işe başlama öncesi tıbbi muayene sırasında, potansiyel olarak zararlı mesleki maruziyetler ve maruziyetin üremeye olumsuz herhangi bir etkisini önlemek için alınacak koruyucu önlemler hakkında önceden bilgilendirilmeleri de önemlidir. Kadınlara, hamile kaldıktan hemen sonra veya hamile kalmayı planlarken, sağlık hizmetleriyle iletişime geçmeleri tavsiye edilmelidir. Araştırma ve önleme esas olarak annenin maruziyetinin etkilerine odaklanmıştır ve erkek üreme sistemine olumsuz etkileri ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, erkek üreme sisteminin hassasiyetini vurgulayan bilgiler artış göstermektedir. Bu nedenle önleme tüm çalışanlara yönelik olmalıdır.

Önleme

İşverenin görevi hem erkek hem de kadın çalışanların üreme sağlığını korumaktır. Çalışanın hamileliği veya bebeğin emzirilmesi için risk değerlendirmesine göre risk varsa; işverenler riski önlemek veya maruziyeti riskin olmadığı seviyeye düşürmek için gerekli önlemleri almalıdır [36]. Erkek çalışanlar için, erkek doğurganlığını bozduğu bilinen kimyasallara özellikle dikkat edilmelidir. Çalışanların maruziyetinin önlenmesi veya azaltılması, yaygın olarak bilinen kontrol hiyerarşisine uygun olarak çeşitli şekillerde yapılabilir:

  • Tehlikeli kimyasalı ortadan kaldırmak veya değiştirmek
  • Salınımın muhafazası, lokal havalandırma, genel havalandırma, iş süreçlerinin değişimi gibi toplu koruma önlemleri ile çalışma ortamının iyileştirilmesi
  • Kişisel koruyucu ekipman kullanımı
  • Hamile çalışanın rotasyonu
  • Yukarıdaki önlemlerin hiçbiri mümkün değilse, ulusal mevzuata göre hamile çalışana izin verilmesi.·      

Zararlı kimyasalların nasıl aşamalı olarak kaldırılacağı ve sağlığa olumsuz etkilerini azaltmak için daha güvenli tekniklerle nasıl değiştirileceğine ilişkin örnekler İkame Destek Portalı'nda (SUBSPORT) bulunabilir [87]. Portal, gerçek vaka örnekleri içeren bir vaka öykü veri tabanıdır. Örneğin, vaka öykülerinden biri, baskı mürekkeplerinin nasıl organik çözücü bazlı olduğunu ve plastik poşet üreten bir şirkette poşetlerin baskısı için kullanılan baskı mürekkeplerinin, su bazlı mürekkeplerle nasıl değiştirildiğini açıklamaktadır. Bu önlem, baskı işleminde toluen ve 1-butanol ihtiyacını ortadan kaldırmıştır.

Çoğu durumda, basit kontrol önlemleri ile enfeksiyon risklerinden kaçınılabilmekte ya da riskler en aza indirilebilmektedir. Temel hijyen uygulamalarının (özellikle el yıkama) kullanılması, delinme ve kesiklerin önlenmesi, keskin nesnelere maruziyetin önlenmesi ve cildin korunması bu önlemler arasında yer almaktadır [88]. Çalışanlara de uygun bilgi, talimat ve eğitim verilmelidir. Riskli mesleklerde mevcut aşıların uygulanması önerilir. Ancak, hamile kadınlar zayıflatılmış canlı virüs aşıları (örneğin kabakulak veya kızamık) ile aşılanmamalıdır. Birçok çalışan zaten yaygın bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklığa sahiptir. Yüksek derecede bulaşıcı bir ajana maruziyet riski çoksa, bağışıklığı olmayan bir gebe çalışan, maruziyetten tamamen kaçınmalıdır. AB yönergelerine göre, işveren riskli meslekler için bağışıklık testi (suçiçeği, toksoplazmoz, parvovirüs) yapmalı ve hamile çalışanın bağışıklığı yoksa salgın sırasında rotasyon veya geçici izin sağlamalıdır.

Bazı ülkelerde işyerinde çalışanı üreme sağlığı tehlikelerinden korumaya yönelik özel mevzuat vardır [89]. Örneğin Finlandiya'da hamile kadınlar için özel doğum izni sağlayan yasal düzenlemeler vardır. Sağlık Sigortası Kanunu, hamile kadınlar için potansiyel olarak zararlı olduğu düşünülen ajanların bir listesini içermektedir ve hamilelik sırasında aşılmaması gereken maruziyet düzeyleri hakkında kılavuz ilkeler yayınlanmıştır. İşyerinde güvenli çalışma sağlamazsa, kadın çalışan özel doğum izni alma hakkına sahiptir ve doğum izni Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenir.

Araştırmalar hamilelikte iş düzenlemelerinin ve kişisel koruyucu donanım kullanımının önemini vurgulamaktadır. Örneğin, önleyici tedbirler (işten ayrılma veya rotasyon) ile çalışma koşullarında değişiklik yaşayan gebe kadınlarda, erken doğum riski diğerlerine göre daha düşüktür [90]. Hamilelikte iş düzenlemeleri ayrıca işe devamsızlıkta azalmayla da ilişkilendirilmiştir [91]. Bazı çalışmalar, pestisite maruz kalan çalışanlar arasında eldiven veya solunum koruyucu gibi kişisel koruyucu onanım kullananların riskinin diğerlerine göre daha düşük olduğunu göstermektedir [92] [93]

Durum

Kadınların işgücüne katılımı artmaktadır, ancak reprotoksinlere mesleki maruziyetin sağlığa etkilerine dair kanıtlar da bulunmaktadır. Bu nedenle Avrupa Komisyonu 2004/37/EC sayılı Kanserojen ve Mutajenler Direktifinde, kategori 1A ve 1B reprotoksik maddeleri içeren muhtemel bir düzenlemenin etkileri konusunda bir analiz başlatmıştır [94]. Bu maddeler, büyük ölçüde insan kanıtlarına (1A) veya insan üreme toksik olduğu varsayılan maddelere, büyük ölçüde deney hayvanlarından (1B) elde edilen kanıtlara dayanan insan üreme toksik maddeleridir.

Endokrin bozulumu ve potansiyel sağlık sorunlarını ilişkilendiren yeni kanıtlar elde edildiği için Avrupa Komisyonu, Endokrin Bozucular için yasama temelli bir Toplum Stratejisi oluşturmuştur [95]. Strateji; teste öncelik vermek, inceleme ve araştırmaları yönlendirmek ve belirli tüketici kullanımı ve ekosistem maruziyetini belirlemek amacıyla "ilgili maddeler" hakkında bilimsel veriler toplamaya odaklanmaktadır. Uzun vadeli planlar, AB politikasının ve Avrupa Komisyonu mevzuatının yeniden gözden geçirilmesine ve muhtemel adaptasyonuna odaklanmaktadır.

Notlar

  1. Wilms' tumor or nephroblastoma is a cancer of the kidneys that typically occurs in children, rarely in adults.
  2. Ewing's sarcoma is a malignant small, round, blue cell tumour. It is a rare disease in which cancer cells are found in the bone or in soft tissue. The most common areas in which it occurs are the pelvis, the femur, the humerus, the ribs and clavicle. Ewing's sarcoma occurs most frequently in teenagers and young adults.
  3. System for the transport of exhaled and waste anaesthetic gases from the exhaust valve of an anaesthetic ventilator or anaesthetic breathing system into the atmosphere at a safe location away from the operating theatre.
  4. Hypospadias is a birth defect of the urethra in the male that involves an abnormally placed urinary meatus (the opening, or male external urethral orifice)
  5. Exposure to anti-androgens can disrupt the action of androgens in foetal life. Steroidal androgens regulate male sexual differentiation and any suppression of their effects in foetal life may have irreversible de-masculinizing effects later in life.


Kaynaklar

April 2013, from: [20]

  1. Hage, M.L. & Frazier, L.M., 'Normal reproductive and developmental biology', In Frazier, L.M. & Hage, M.L. (Eds.) Reproductive hazards of the workplace, John Wiley & Sons, New York, 1998, pp. 3-23.
  2. Cordier, S., 'Evidence for a role of paternal exposures in developmental toxicity', Basic &Clinical Pharmacology & Toxicology, Vol. 102, 2008, pp. 176-181. Available at: [1]
  3. Lindbohm, M-L., 'Effects of parental exposure to solvents on pregnancy outcome', J Occup Environ Med, Vol. 37, 1995, pp. 908-914.
  4. Ha, E., Cho, S.I., Chen, D., Chen, C., Ryan, L., Smith, T.J., Xu, X. & Christiani, D.C., 'Parental exposure to organic solvents and reduced birth weight', Arch Environ Health, Vol. 57, 2002, pp. 207-214. Available at: [2]
  5. Chevrier, C., Dananché, B., Bahuau, M., Nelva, A., Herman, C., Francannet, C., Robert-Gnansia, E. & Cordier, S., 'Occupational exposure to organic solvent mixtures during pregnancy and the risk of non-syndromic oral clefts', Occup Environ Med, Vol. 63, 2006, 617–623. Available at: [3]
  6. Thulstrup, A.M. & Bonde, J.P., 'Maternal occupational exposure and risk of specific birth defects', Occup Med (London), Vol. 56, 2006, pp. 532-543.
  7. Wennborg, H., Bonde, J.P., Stenbeck, M. & Olsen, J., 'Adverse reproduction outcomes among employees working in biomedical research laboratories', Scand J Work Environ Health, Vol. 28, 2002, pp. 5-11. Available at: [4]
  8. Infante-Rivard, C., Siemiatycki, J., Lakhani, R. & Nadon, L., 'Maternal exposure to occupational solvents and childhood leukemia', Environ Health Perspect, Vol. 113, 2005, pp. 787-792. Available at; [5]
  9. Julvez, J. & Grandjean, P., 'Neurodevelopmental toxicity risks due to occupational exposure to industrial chemicals during pregnancy', Ind Health, Vol. 47, 2009, pp. 459-468. Available at: [6]
  10. 10.0 10.1 Correa, A., Gray, R.H., Cohen, R., Rothman, N., Shah, F., Seacat, H. & Corn, M., 'Ethylene glycol ethers and risks of spontaneous abortion and subfertility', Am J Epidemiol Vol. 143, 1996, pp. 707-717.
  11. 11.0 11.1 allmén, M., Neto, M. & Mayan, O.N., 'Reduced fertility among shoe manufacturing workers', Occup Environ Med, Vol. 65, 2008, pp. 518-524. Available at; [7]
  12. 12.0 12.1 Plenge-Bönig, A. & Karmaus, W. 'Exposure to toluene in the printing industry is associated with subfecundity in women but not in men', Occup Environ Med, Vol. 56, 1999, pp. 443-448. Available at; [8]
  13. Cho, S.I., Damokosh, A.I., Ryan, L.M., Chen, D., Hu, Y.A., Smith, T.J., Christiani, D.C. & Xu, X., 'Effects of exposure to organic solvents on menstrual cycle length', J Occup Environ Med, Vol. 43, 2001, pp. 567-575.
  14. 14.0 14.1 Figa-Talamanca, I., Traina, M.E. & Urbani, E., 'Occupational exposures to metals, solvents and pesticides: recent evidence on male reproductive effects and biological markers', Occup Med (Lond), Vol. 51, 2001, pp. 174–188.
  15. 15.0 15.1 Tas, S., Lauwerys, R. & Lison, D., 'Occupational hazards for the male reproductive system', Crit Rev Toxicol, Vol. 26, 1996, pp. 261-307. Available at: [9]
  16. Logman, J.F.S., de Vries, L.E., Hemels, M.E.H., Khattak, S. & Einarson, T.R., 'Paternal solvent exposure and adverse pregnancy outcomes: A meta-analysis', Am J Ind Med, Vol. 47, 2005, pp. 37–44. Available at: [10]
  17. Hooiveld, M., Haveman, W., Roskes, K., Bretveld, R., Burstyn, I. & Roeleveld, N., 'Adverse reproductive outcomes among male painters with occupational exposure to organic solvents', Occup Environ Med Vol. 63, 2006, pp. 538-544. Available at; [11]
  18. Cordier, S., Bergeret, A., Goujard, J., Ha, M-C., Aymé, S., Bianchi, F., Calzolari, E., De Walle, H., Knill-Jones, R., Candela, S., Dale, I., Cananché, B., de Vigan, C., Fevotte, J., Kiel, G. & Mandereau, L., 'Congenital malformations and maternal occupational exposure to glycol ethers', Epidemiology Vol. 8, 1997, pp. 355-363.
  19. Chen, P.C., Hsieh, G.Y., Wang, J.D. & Cheng, T.J., 'Prolonged time to pregnancy in female workers exposed to ethylene glycol ethers in semiconductor manufacturing', Epidemiology, Vol. 13, 2002, pp. 191-196.
  20. Hsieh, G.Y., Wang, J.D., Cheng, T.J. & Chen, P.C., 'Prolonged menstrual cycles in female workers exposed to ethylene glycol ethers in the semiconductor manufacturing industry', Occup. Environ. Med., Vol. 62, 2005, pp. 510-516. Available at; [12]
  21. Multigner, L., Ben Brik, E., Arnaud, I., Haguenoer, J.M., Jouannet, P., Auger, J. & Eustache, F., 'Glycol ethers and semen quality: a cross-sectional study among male workers in the Paris Municipality', Occup Environ Med, Vol. 64, 2007, pp. 467-473. Avaiable at; [13]
  22. Cherry, N., Moore, H., McNamee, R., Pacey, A., Burgess, G., Clyma, J.A., Dippnall, M., Baillie, H., Povey, A. & participating centres of Chaps-UK, 'Occupation and male infertility: glycol ethers and other exposures', Occup Environ Med Vol. 65, 2008, pp. 708-714. Available at; [14]
  23. Gelbke, H.P., Göen, T., Mäurer, M. & Sulsky, S.I., 'A review of health effects of carbon disulfide in viscose industry and a proposal for an occupational exposure limit', Crit Rev Toxicol, Vol. 39, Suppl 2, 2009, pp. 1-126.
  24. Doyle, P., Roman, E., Beral, V. & Brookes, M., 'Spontaneous abortion in dry cleaning workers potentially exposed to perchloroethylene', Occup Environ Med, Vol. 54, 1997, pp. 848-853. Available at; [15]
  25. Lindbohm, M-L., 'Effects of parental exposure to solvents on pregnancy outcome', J Occup Environ Med, Vol. 37, 1995, pp. 908-914.
  26. Wilkins-Haug, L., 'Teratogen update: toluene', Teratology, Vol. 55, 1997, pp. 145-151.
  27. Xu, X., Cho, S.I., Sammel, M., You, L., Cui, S., Huang, Y., Ma, G., Padungtod, C., Pothier, L., Niu, T., Christiani, D., Smith, T., Ryan, L. & Wang, L., 'Association of petrochemical exposure with spontaneous abortion', Occup Environ Med, Vol. 55, 1998, pp. 31-36. Available at; [16]
  28. Chen, D., Cho, S.I., Chen, C., Wang, X., Damokosh, A.I., Ryan, L., Smith, T.J., Christiani, D.C. & Xu, X., 'Exposure to benzene, occupational stress, and reduced birth weight', Occup Environ Med, Vol. 57, 2000, pp. 661-667. Available at; [17]
  29. Wang, X., Chen, D., Niu, T., Wang, Z., Wang, L., Ryan, L., Smith, T., Christiani, D.C., Zuckerman, B. & Xu, X., 'Genetic susceptibility to benzene and shortened gestation: evidence of gene–environment interaction', Am J Epidemiol, Vol. 152, 2000, pp. 693-700.
  30. Baranski, B., 'Effects of the work place on fertility and related reproductive outcomes', Environ Health Perspect, Vol. 101, Suppl. 2, 1993, pp. 81-90. Available at; [18]
  31. Torres-Sanchez, L.E., Berkowitz, G., Lopez-Carrillo, L., Torres-Arreola, L., Rios, C. & Lopez-Cervantes, M., 'Intrauterine lead exposure and preterm birth', Environ Res, Vol. 81, 1999, pp. 297-301.
  32. Jelliffe-Pawlowski, L.L., Miles, S.Q., Courtney, J.G., Materna, B. & Charlton, V., 'Effect of magnitude and timing of maternal pregnancy blood lead (Pb) levels on birth outcomes', J Perinatol, Vol. 26, 2006, pp. 154-162.
  33. Yazbeck, C., Thiebaugeorges, O., Moreau, T., Goua, V., Debotte, G., Sahuquillo, J., Forhan, A., Foliguet, B.,Magnin, G., Slama, R., Charles, M-A. & Huel G., 'Maternal blood lead levels and the risk of pregnancy-induced hypertension: the EDEN Cohort Study', Environ Health Perspect, Vol. 117, 2009, pp. 1526-1530. Available at; [19]
  34. Hu, H., Tellez-Rojo, M.M., Bellinger, D., Smith, D., Ettinger, A.S., Lamadrid-Figueroa, H., Schwartz, J., Schnaas, L., Mercado-Garcia, A. & Hernandez-Avila, M. 'Fetal lead exposure at each stage of pregnancy as a predictor of infant mental development', Environ Health Perspect, Vol. 114, 2006, pp. 1730-1735. Available at: [20]
  35. Bellinger, D., 'Teratogen update: lead and pregnancy', Birth Defects Res A Clin Mol Teratol, Vol. 73, 2005, pp. 409-420.
  36. 36.0 36.1 36.2 36.3 Council Directive 92/85/EEC of 19 October 1992 on the introduction of measures to encourage improvements in the safety and health at work of pregnant workers and workers who have recently given birth or are breastfeeding. Available at: [21]
  37. Apostoli, P., Kiss, P., Porru, S., Bonde, J.P., Vanhoorne, M. & the ASCLEPIOS study group, 'Male reproductive toxicity of lead in animals and humans', Occup Environ Med, Vol. 55, 1998, pp. 364-374. Available at; [22]
  38. Taskinen, H., Lindbohm, M-L. & Sallmén, M., 'Occupational exposure to chemicals and reproductive health' In Gupta, R.C. (Ed.), Reproductive and Developmental Toxicology, Elsevier Inc., San Diego, 2011, pp. 949-959.
  39. Shiau, C.Y., Wang, J.D. & Chen, P.C., 'Decreased fecundity among male lead workers', Occup Environ Med, Vol. 61, 2004, pp. 915-923. Available at; [23]
  40. 40.0 40.1 Rowland, A.S., Baird, D.D., Weinberg, C.R., Shore, D.L., Shy, C.M. & Wilcox, A.J., 'The effects of occupational exposure to mercury vapour on the fertility of female dental assistants', Occup Environ Med, Vol. 51, 1994, pp. 28-34. Available at; [24]
  41. Lindbohm, M-L., Ylöstalo, P., Sallmén, M., Henriks-Eckerman, M-L., Nurminen, T., Forss, H. & Taskinen, H., 'Occupational exposure in dentistry and miscarriage', Occup Environ Med, Vol. 64, 2007, pp. 127-133. Available at; [25]
  42. 42.0 42.1 Barlow, S.M. & Sullivan, F.M., Reproductive Hazards of Industrial Chemicals, Academic Press, London, 1982.
  43. 43.0 43.1 43.2 Wirth, J.J. & Mijal, R.S., 'Adverse effects of low level heavy metal exposure on male reproductive function', Syst Biol Reprod Med, Vol. 56, 2010 pp. 147-167.
  44. Cordier, S., Deplan, F., Mandereau, L. & Hemon, D., 'Paternal exposure to mercury and spontaneous abortions', Br J Ind Med, Vol. 48, 1991 pp. 375-381. Available at; [26]
  45. Kippler, M., Hoque, A.M., Raqib, R., Ohrvik, H., Ekstroom, E.C. & Vahter, M., 'Accumulation of cadmium in human placenta interacts with the transport of micronutrients to the fetus', Toxicol Lett, Vol. 192, 2010, pp. 162-168.
  46. 46.0 46.1 Jensen, T.K., Bonde, J.P. & Joffe, M., 'The influence of occupational exposure on male reproductive function', Occup Med (London), Vol. 56, 2006, pp. 544-553.
  47. Hjollund, N.H.I., Bonde, J.P.E., Jensen, T.K., Henriksen, T.B., Andersson, A-M., Kolstad, H.A., Ernst, E., Giwercman, A., Skakkebæk, N.E. & Olsen. J., 'Male-mediated spontaneous abortion among spouses of stainless steel welders', Scand J Work Environ Health, Vol. 26, 2000, pp. 187-192.
  48. Sallmén, M. & Lindbohm, M-L., 'Pesticides, lead and solvents: pregnancy outcome and fertility', Tijdshrift voor bedrijfs - en verzekeringsgeneeskunde, Vol. 14, 2006, pp. 396-400.
  49. Gerhard, I., Daniel, V., Link, S., Monga, B., & Runnebaum, B. 'Chlorinated hydrocarbons in women with repeated miscarriages', Environ Health Perspect, Vol 106, 1998, pp. 675-681.
  50. Longnecker, M.P., Klebanoff, M.A., Dunson, D.B., Guo, X., Chen, Z., Zhou, H. & Brock, J.W., 'Maternal serum level of the DDT metabolite DDE in relation to fetal loss in previous pregnancies', Environ Res, Vol. 97, 2005, pp. 127-133.
  51. Venners, S.A., Korrick, S., Xu, X., Chen, C., Guang, W., Huang, A., Altshul, L., Perry, M., Fu, L. & Wang, X., 'Preconception serum DDT and pregnancy loss: a prospective study using a biomarker of pregnancy', Am J Epidemiol, Vol. 162, 2005, pp. 709-716.
  52. Infante-Rivard, C. & Weichenthal, S., 'Pesticides and childhood cancer: an update of Zahm and Ward's 1998 review', J Toxicol Environ Health B Crit Rev, Vol. 10, 2007, pp. 81-99.
  53. Wigle, D.T., Turner, M.C. & Krewski, D., 'A systematic review and meta-analysis of childhood leukemia and parental occupational pesticide exposure', Environ Health Perspect, Vol. 117, 2009, pp. 1505-1513. Available at; [27]
  54. 54.0 54.1 Lähdetie, J., 'Occupation- and exposure-related studies on human sperm', J Occup Environ Med, Vol. 37, 1995, pp. 922-930.
  55. De Cock, J., Westweer, K., Heederik, D., Velde, E. & Kooij, R., 'Time to pregnancy and occupational exposure to pesticides in fruit growers in the Netherlands', Occup Environ Med, Vol. 51, 1994, pp. 693-699. Available at; [28]
  56. 56.0 56.1 Sallmén, M., Liesivuori, J., Taskinen, H., Lindbohm, M.L., Anttila, A., Aalto, L. & Hemminki, K., 'Time to pregnancy among the wives of Finnish greenhouse workers', Scand J Work Environ Health, Vol. 29, 2003, pp. 85-93.
  57. Larsen, S.B., Joffe, M. & Bonde, J.P., 'Time to pregnancy and exposure to pesticides in Danish farmers. ASCLEPIOS Study Group', Occup Environ Med, Vol. 55, 1998, pp. 278-283. Available at; [29]
  58. Boivin, J-F., 'Risk of spontaneous abortion in women occupationally exposed to anaesthetic gases: a meta-analysis', Occup Environ Med, Vol. 54, 1997, pp. 541-548. Available at; [30]
  59. 59.0 59.1 Bodin, L., Axelsson, G. & Ahlborg, G. Jr., 'The association of shift work and nitrous oxide exposure in pregnancy with birth weight and gestational age', Epidemiology, Vol. 10, 1999, pp. 429-436.
  60. Teschke,K., Abanto, Z., Arbour, L., Beking, K., Chow, Y., Gallagher, R.P., Jong, B., Le, N.D., Ratner, P.A., Spinelli, J.J. & Dimich-Ward, H., 'Exposure to anesthetic gases and congenital anomalies in offspring of female registered nurses', Am J Ind Med, Vol. 54, 2011, pp. 118-127. Available at; [31]
  61. Rowland, A.S., Baird, D.D., Shore, D.L., Weinberg, C.R., Savitz, D.A. & Wilcox, A.J., 'Nitrous oxide and spontaneous abortion in female dental assistants', Am J Epidemiol Vol. 15, 1995, pp. 531-538.
  62. Shirangi, A., Fritschi, L. & Holman, C.D. 'Associations of unscavenged anesthetic gases and long working hours with preterm delivery in female veterinarians' Obstet Gynecol Vol. 113, 2009, pp. 1008-1017.
  63. Committee for Compound Toxic to Reproduction, Enflurane. Evaluation of the effects on reproduction, recommendation for classification, The Hague, 2002.
  64. Meijster, T., Fransman, W., Veldhof, R, Kromhout, H. 'Exposure to antineoplastic drugs outside the hospital environment', Ann Occup Hyg, Vol 50, 2006 pp. 657-664.Available at; [32]
  65. Shortridge, L.A., Lemasters, G.K., Valanis, B. & Hertzberg, V., 'Menstrual cycles in nurses handling antineoplastic drug', Cancer Nursing, Vol. 18, 1995, pp. 439-444.
  66. Dranitsaris, G., Johnston, M., Poirier, S., Schueller, T., Milliken, D., Green, E. & Zanke, B., 'Are health care providers who work with cancer drugs at an increased risk for toxic events? A systematic review and meta-analysis of the literature', J Oncol Pharm Pract, Vol. 11, 2005, pp. 69-78. Available at; [33]
  67. Fransman, W., Roeleveld, N., Peelen, S., de Kort, W., Kromhout, H. & Heederik, D., 'Nurses with dermal exposure to antineoplastic drugs: reproductive outcomes', Epidemiology, Vol. 18, 2007, pp. 112-119.
  68. Skov, T., Maarup, B., Olsen, J., Rorth, M., Winthereik, H. & Lynge, E., 'Leukaemia and reproductive outcome among nurses handling antineoplastic drugs', Br J Ind Med, Vol. 49, 1992, pp. 855-861. Available at; [34]
  69. 69.0 69.1 Preventing Occupational Exposure to Antineoplastic and Other Hazardous Drugs in Health Care Settings DHHS (NIOSH) Publication Number 2004-165. Available at; [35]
  70. Weaver, V.M. & Dailey, V.A., 'Pharmaceuticals', In Frazier, L.M. & Hage, M.L. (Eds.) Reproductive hazards of the workplace, John Wiley & Sons, New York, 1998, pp. 289-311.
  71. Norman, C.A. & Halton, D.M., 'Is carbon monoxide a workplace teratogen? A review and evaluation of literature', Ann Occup Hyg, Vol. 34, 1990, pp. 335-347.
  72. Main, K.M., Skakkebaek, N.E., Virtanen, H.E. & Toppari, J., 'Genital anomalies in boys and the environment', Best Pract Res Clin Endocrinol Metab, Vol. 24, 2010, pp. 279-289. Available at; [36]
  73. Morales-Suárez-Varela, M.M., Toft, G.V., Jensen M,S., Ramlau-Hansen, C., Kaerlev, L., Thulstrup, A.M., Llopis-González, A., Olsen, J. & Bonde, J.P., 'Parental occupational exposure to endocrine disrupting chemicals and male genital malformations: a study in the Danish National Birth Cohort study', Environ Health, Vol. 14, 2011, pp. 3. Available at; [37]
  74. Hines, C.J., Nilsen Hopf, N.B., Deddens, J.A., Calafat, A.M., Silva, M.J., Grote, A.A.& Sammons, D.L., 'Urinary phthalate metabolite concentrations among workers in selected industries: a pilot biomonitoring study', Ann Occup Hyg, Vol 53, 2009, pp. 1-17. Available at; [38]
  75. Ekblad, U., 'Biological agents and pregnancy'. J Occup Environ Med, Vol, 37, 1995, pp. 962-965.
  76. Russi, M., Buchta, W.G., Swift, M., Budnick, L.D., Hodgson, M.J., Berube, D. & Kelafant, G.A., 'Guidance for Occupational Health Services in Medical Centers'. J Occup Environ Med, Vol. 51, 2009, pp. 1e18e.
  77. Valeur-Jensen, A.K., Pedersen, C.B., Westergaard, T., Jensen, I.P., Lebech, M., Andersen, P.K., Aaby, P., Pedersen, B.N. & Melbye, M., 'Risk factors for parvovirus B19 infection in pregnancy', JAMA, Vol. 281, 1999, pp. 1099-1105.
  78. Miller, E., Fairley, C.K., Cohen, B.J. & Seng, C., 'Immediate and long term outcome of human parvovirus B19 infection in pregnancy', Br J Obstet Gynaecol, Vol. 105, 1998, pp. 174-178.
  79. Enders, M., Weidner, A., Zoellner, I., Searle, K. & Enders, G., 'Fetal morbidity and mortality after acute human parvovirus B19 infection in pregnancy: prospective evaluation of 1018 cases', Prenat Diagn, Vol. 24, 2004, pp. 513-518.
  80. Guidelines on the assessment of the chemical, physical and biological agents and industrial processes considered hazardous for the safety or health of pregnant workers and workers who have recently given birth or are breastfeeding. Available at:[39]
  81. Directive 2004/37/EC of the European Parliament and of the Council of 29 April 2004 on the protection of workers from the risks related to exposure to carcinogens or mutagens at work (codified version). Available at; [40]
  82. Council Directive 94/33/EC of 22 June 1994 on the protection of young people at work. Available at; [41]
  83. Council Directive 98/24/EC of 7 April 1998 on the protection of the health and safety of workers from the risks related to chemical agents at work. Available at; [42]
  84. Directive 2000/54/EC of the European Parliament and of the Council of 18 September 2000 on the protection of workers from risks related to exposure to biological agents at work (seventh individual directive within the meaning of Article 16(1) of Directive 89/391/EEC). [43]
  85. EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, 'Risk assessments for biological agents'. E-facts No 53, 2010. Available at; [44]
  86. Guidelines on the assessment of the chemical, physical and biological agents and industrial processes considered hazardous for the safety or health of pregnant workers and workers who have recently given birth or are breastfeeding. Available at; [45]
  87. Substitution Support Portal (SUBSPORT) (no publishing date available). Retrieved on 5 June 2012, from: [46]
  88. Infection risks to new and expectant mothers in the workplace. A guide for employers. Advisory Committee on Dangerous Pathogens. HSE Books 2005. Available at; [47]
  89. Plante, R. & Malenfant, R., 'Reproductive health and work: different experiences', Journal of Occup Environ Med, Vol. 40, 1998, pp. 964-968.
  90. Croteau, A., Marcoux, S. & Brisson, C., 'Work activity in pregnancy, preventive measures, and the risk of preterm delivery', Am J Epidemiol, Vol. 166, 2007, pp. 951-965.
  91. Kristensen, P., Nordhagen, R., Wergeland, E. & Bjerkedal, T., 'Job adjustment and absence from work in mid-pregnancy in the Norwegian Mother and Child Cohort Study (MoBa)', Occup Environ Med, Vol. 65, 2008, pp. 560–566. Available at; [48]
  92. Abell, A., Juul, S. & Bonde, J.P.E., 'Time to pregnancy among female greenhouse workers', Scand J Work Environ Health, Vol. 26, 2000, pp. 131-136.
  93. Sallmén, M., Liesivuori, J., Taskinen, H., Lindbohm, M.L., Anttila, A., Aalto, L. & Hemminki, K., 'Time to pregnancy among the wives of Finnish greenhouse workers', Scand J Work Environ Health, Vol. 29, 2003, pp. 85-93.
  94. Milieu Ltd., Reprotoxic substances (no publishing date available). Retrieved on 5 June 2012, from: [49]
  95. European Commission's Directorate-General for Research and Innovation, Research & Innovation (no publishing date available). Retrieved on 21 May 2012, from: [50]

Daha fazla okuma için bağlantılar

Brouwers, M.M., van Tongeren, M., Hirst, A.A., Bretveld, R.W., Roeleveld, N., 'Occupational exposure to potential endocrine disruptors: further development of a job exposure matrix', Occup Environ Med., Vol. 66, 2009 pp. 607-614. Available at: [51]

EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, ‘An introduction to dangerous substances in the workplace’, Facts No 33, 2003. Available at: [52]

EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, ‘Communicating information about dangerous substances’, Facts No 35, 2003b, pp. 2. Available at: [53]

EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, Research, 'Gender issues in safety and health at work — A review', 2003, Available at: [54]

EU-OSHA – European Agency for Safety and Health at Work, ‘OSH in figures: Young workers — Facts and figures', European Risk Observatory Report 4, 2007. Available at: [55]

Frazier, L.M. & Hage, M.L., Reproductive hazards of the workplace, John Wiley Sons, Inc., New York, 1998.

ILO – International Labour Organisation, Your health and safety at work, Male and female reproductive health hazards in the workplace, 1998. Available at: [56]

NIOSH – National Institute for Occupational Safety and Health, The Effects of Workplace Hazards on Female Reproductive Health, DHHS (NIOSH) Publication No 99-104, 1999, pp. 20. Available at: [57]

NIOSH – National Institute for Occupational Safety and Health, The Effects of Workplace Hazards on Male Reproductive Health, DHHS (NIOSH) Publication No 96-132, 1999, Available at: [58]


Contributors

Nazlioglu