Psikososyal Sorunlar

From OSHWiki
Jump to: navigation, search

Richard Graveling, Institute of Occupational Medicine, Edinburgh UK

Çeviri: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (AÇSHB), Ankara/ Türkiye

Giriş

İş sağlığı ve güvenliği odağı, geleneksel olarak işyerindeki fiziksel ve kimyasal tehlikeler üzerinde olmuştur. Bunların çoğu, gürültü, titreşim ve tehlikeli maddeler gibi tehlikelere karşı ortak bir yaklaşım yaratan, münferit AB İSG Direktiflerine (89/391 / EEC Çerçeve Direktifi'nde öngörülen şekilde) tabidir. Bununla birlikte, tüm tehlikelerin fiziksel bir varlığı olmadığı konusunda artan bir farkındalık vardır. İşçiler üzerindeki psikolojik, ekonomik ve sosyal etkiler, kısaca görülen psikososyal faktörlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık ve refah üzerinde etkisi olabilmektedir.

İşyerindeki psikososyal faktörlerin işçilerin sağlığını ve refahını etkileyebileceğini kabul etmek önemlidir. İşin tasarlanması, organize edilmesi ve yönetilmesi ile bağlantılı olan bu faktörler, işle ilgili stresin artmasına ve böylelikle iş performansında düşüşe ayrıca zihinsel ve fiziksel sağlığın bozulmasına yol açabilmektedir. Son birkaç on yıl içinde yapılan araştırmalar, bireysel eğilimlerden, mesleklerden veya kültürel geçmişlerden bağımsız olarak çalışanlarda strese yol açabilecek iş özelliklerini (“psikososyal risk faktörleri”) tanımlamıştır. Ayrıca, dünyadaki ekonomik ve teknolojik gelişmelerin çalışanlar üzerinde baskı ve taleplerinde değişiklikler yarattığı yaygın olarak kabul edilmektedir. Bu değişikliklerin bazıları yararlı olabilse de, psikososyal tehlikelerde (veya risk faktörlerinde) bir artışa yol açan olumsuz etkilere sahip olabilirler, bu da 'stres’ kelimesinin kullanılması gibi sorunlarda bir artışa neden olabilmektedir.

Kas-iskelet sistemi bozuklukları gibi bir dizi diğer sağlık problemine benzer şekilde, sağlık üzerinde olumsuz bir etkisi olabilecek psikososyal faktörler işyerinde mevcut olabilir, ancak mutlaka işle ilgili olmayan, ev içi ve daha geniş sosyal etkilerden de kaynaklanabilmektedir. Ancak, bu işverenler tarafından eylemsizlik mazereti olarak görülmemelidir.

Stres, herkesin kullandığı kelimelerden biridir, ancak hakkında konuştuklarında genellikle farklı anlamlarda kullanır. Örneğin, bazı insanlar çelik kiriş üzerindeki yük gibi strese maruz kalmaktan bahsederken, diğerleri stresten, yakalandıkları veya maruz kaldıkları bir hastalık gibi konuşmaktadır. Başkaları ise işyerinde ve günlük hayatta karşılaştıkları talep ve zorluklarla ilgili olarak stres kelimesini kullanırlar. Burada buna 'baskı' diyoruz. Stres, yaşamın doğal bir parçası olan baskıdan farklıdır. Bu kullanımların hiçbiri "doğru" veya "yanlış" değildir - sadece farklıdır.

İş sağlığı ve güvenliği içerisinde, mesleki veya iş stresi (veya işle ilgili) terimi, insanların işyerlerinden gelen taleplerle birlikte fiziksel ve sosyal sorumluluklar ile bu taleplerle başa çıkabilmek için sahip oldukları zihinsel kaynaklar arasında bir dengesizlik olduğunu algıladıklarında, işte ne yaşadıklarını tanımlamak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Daha basit ifade etmek gerekirse, stresle başa çıkılamıyor. Bu terimlerin ve kullanımlarının daha ayrıntılı bir açıklaması için, stres ve psikososyal risklerin yönetilmesine ilişkin AB-OSHA e-kılavuzuna bakınız[1].

Sorunun boyutuna ilişkin tahminler büyük ölçüde değişmektedir. 2013 İşgücü Anketi (LFS), AB-28'de (28 AB Üye Devleti) sorgulananların yaklaşık dörtte birinin zihinsel refahlarını olumsuz yönde etkileyebilecek psikososyal risk faktörlerine maruz kaldığını bildirmiştir (ciddi zaman baskısı veya aşırı iş yükü, şiddet veya şiddet tehdidi; taciz veya zorbalık)[2] .  Buna karşılık, 2013'te 18 yaş üstü pan-Avrupa işçi anketinde, neredeyse katılımcıların dörtte üçü 'işin yeniden düzenlenmesi veya iş güvensizliği' gibi psikososyal faktörleri, işle ilgili stresin en yaygın nedenleri olarak değerlendirdi ve yarısından fazlası, işle ilgili stresi, işyerlerinde 'çok yaygın' veya 'oldukça yaygın' olduğunu belirtti [3].

"Psikososyal risk faktörleri" nelerdir?

Yıllar boyunca yapılan kapsamlı araştırmalar, işyerinde sağlık için psikososyal risklere yol açabilecek çeşitli faktörleri tanımlamıştır. Bunlar:

  • Aşırı iş yükü
  • Taleplerin çatışması ve rol netliğinin olmaması
  • Çalışanı etkileyen kararların alınmasında ve işin yapılma şekli üzerinde katılımlarının sağlanmasında eksiklik
  • Kötü yönetilen örgütsel değişim, iş güvensizliği
  • Etkisiz iletişim, yönetim veya iş arkadaşlarından  destek eksikliği
  • Piskolojik ve cinsel taciz, ayrımcılık, üçüncü tarafların uyguladığı şiddet

Farklı ülkelerde bu faktörler üzerinde bazen “paketlenmiş” veya biraz farklı bir şekilde sunulmasına yol açan birçok farklı bakış açısı vardır. Bununla birlikte, temel konular aynı kalmaktadır. Diğer OSHwiki makaleleri, psikososyal çalışma ortamının belirli yönleri ve bunların işgücü üzerindeki potansiyel etkileri hakkında daha ayrıntılı perspektifler sunmaktadır; duygusal emek, işyerinde çatışmaları anlama ve yönetme, örgütsel adalet.  duygusal emek, işyerinde çatışmaları anlama ve yönetme, örgütsel adalet.

Uzun yıllar boyunca, psikososyal riskler ve stres, özel olarak 'beyaz yakalı' çalışanların bir sorun olarak görülüyordu ('yönetici stresi' gibi terimlerle). Bununla birlikte, farklı risk faktörlerinin etkisi ve göreceli önemi değişmekle birlikte, stresin tüm sektörlerde (inşaat, kamu yönetimi, tarım, hizmet sektörü) ve işçi gruplarında bir sorun olduğu uzun zamandır bilinmektedir.

Çalışanları ve işletmeleri nasıl etkiler?

Stresin kendisi bir hastalık olmasa da, strese uzun süre maruz kalmak tükenmişlik, kaygı veya depresyon gibi fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Ayrıca olumsuz duygusal veya davranışsal değişiklikler ile 'bilişsel performans'ın (konsantrasyon, bellek, karar verme vb.) azalmasına neden olabilir. Bireyler, meslektaşlarıyla ilişki sorunlarının yanı sıra şiddet, taciz veya saldırganlığa yol açan huzursuzluklar yaşayabilirler veya kendilerini geri çekebilirler. Zorbalık gibi bu etkilerin bazıları hem stres göstergesidir hem de diğerlerinde strese neden olabilir.

İşyerindeki birçok fiziksel ve kimyasal tehlikede olduğu gibi, tüm çalışanlar psikososyal risk faktörlerinden  eşit derecede etkilenmez. Bu, bazı insanların solunum duyarlılığı vb. tehlikelerde olduğu gibi, bazı çalışanların hassasiyetlerinin daha yüksek olduğu görülmektedir, bireysel duyarlılığın önemini kabul etmek önemlidir.

Bir işyeri açısından bakıldığında işle ilgili stresin  maliyetli olabileceğine dair araştırma kanıtları bulunmaktadır.  İngiltere’deki çalışmada, en son İşgücü Anketi Verileri, 2015/16 yıllarında stresin işle ilgili tüm hastalık durumlarının %37'sini ve iş sağlığı nedeniyle kaybedilen tüm çalışma günlerinin %45'ini oluşturduğunu ve bunun işverenlere büyük bir yük getirdiğini tespit etti (insan maliyeti kadar). Kazalarda artışa neden olan işyerinde stres gösteren çalışmalar [4] fiziksel tehlikelerle aynı şekilde azaltılabilir, hastalıksız geçen sürenin uzaması ve daha fazla personel devri, risklerin dikkatle tanımlanması ve önlenmesi durumunda tasarruf edilecek maliyetlerin artmasına  [5] [6]işaret etmektedir.

Yukarıda değinilen e-rehber, psikososyal risklerin ve işle ilgili stresin hem bireysel çalışanlar hem de işletmeler üzerindeki etkileri hakkında genel bir rehber sunmaktadır.

Yasal durum nedir?

AB Çerçeve Direktifi (89/391), işverenlerin, güvenlik ve sağlık risklerinden (belirli risklerden bahsetmeden) değerlendirip, kaçınarak, ve bunlarla mücadele ederek çalışanlarını korumaları için yasal bir yükümlülük oluşturmaktadır.  Bu, işyerinde stres veya zihinsel sağlık sorunlarına neden olabilecek veya katkıda bulunabilecek psikososyal riskleri de içerir. Direktif ayrıca çalışanlara, işverenleri tarafından belirlenen koruyucu önlemlere uyma konusunda genel bir görev de vermektedir.

Sendikalar ve işverenler tarafından kabul edilen ve işle ilgili stres, taciz ve işyerinde şiddet ile nasıl başa çıkılacağı konusunda ortak cevaplar sunan AB “Çerçeve Anlaşmaları” da bulunmaktadır. Bunların işle ilgili stres hakkında kopyalarına AB-OSHA e-kılavuzundan erişilebilir [1].

AB içindeki bu alandaki politika ve hukuk hakkında daha ayrıntılı bir değerlendirme, OSHwiki'nin  makalelerinde ve ayrıca bazı ülkeye özgü makalelerde  bulunabilir.

İşle ilgili stres riskini nasıl azaltabilirim?

İşyerinde psikososyal riskleri azaltmak işletme ve çalışanlar için iyidir. İşyerindeki tüm tehlikelerde olduğu gibi, risklerin değerlendirilmesi ve ortadan kaldırılması veya azaltılması öncelikli olmalıdır. Bununla birlikte, işyerinde stres riskini yönetmeye yönelik iyi bir yaklaşımın, işyeri  müdahaleleri ve  yönetim metodları gibi önlemlerin bir kombinasyonunu içermesi muhtemeldir. Bunların birçoğu iyi yönetim uygulamasının bir parçasıdır. Bunları uygulamak, işinizin verimliliğini artırır, sağlıklı, etkili çalışanlarla iyi bir psikososyal çalışma ortamının korunmasına yardımcı olabilir.  Bazı diğer OSHwiki makaleleri, yararlı bulabileceğiniz  temizlik, eğitim gibi sektöre özgü rehberlik sağlamaktadır.

Daha fazla bilgiyi nerede bulabilirim?

Bu makalede işaretlenen, bu başlıkla bağlantılı diğer OSHwiki makaleleri,  psikososyal riskler, işyerinde  zorbalık, taciz, şiddet ve ayrımcılık gibi belirli psikososyal konular ve daha geniş ruh sağlığı sorunları ile ilgili diğer makalelerle birlikte  işyerindeki yönetimi hakkında daha fazla ayrıntı vermektedir.

Ek olarak, AB-OSHA e-rehberi stres ve psikososyal risklerin yönetimi için pratik bir rehber sunmaktadır. Neredeyse tüm EU-28 ve diğer bazı Avrupa ülkeleri için ulusal versiyonlarda mevcuttur[1].

Kaynaklar


  1. 1.0 1.1 1.2 E-guide to managing stress and psychosocial risks https://osha.europa.eu/en/tools-and-publications/e-guide-managing-stress-and-psychosocial-risks
  2. Persons reporting exposure to risk factors that can adversely affect mental well-being by sex, age and factor. http://ec.europa.eu/eurostat/web/lfs/data/database
  3. Common causes of work-related stress. http://www.slideshare.net/euosha/paneuropean-opinion-poll-on-occupational-safety-and-health-2013
  4. Clarke, S., 2010. An integrative model of safety climate: linking psychological climate and work attitudes to individual safety outcomes using meta-analysis. Journal of Occupational and Organizational Psychology 83, 553–578.
  5. Coomber B, Barriball KL (2007) Impact of job satisfaction components on intent to leave and turnover for hospital-based nurses: A review of the research literature. International Journal of Nursing Studies, 44, 297–314.
  6. De Gieter S, Hofmans J, Pepermans R. (2011) Revisiting the impact of job satisfaction and organizational commitment on nurse turnover intention: An individual differences analysis. International Journal of Nursing Studies, 48, 1562–1569.

Contributors

Nazlioglu